“Bir insanı sevmekle başlayacak herşey”


O kadar çok şey var ki aklımda. Nasıl toparlarım, nasıl yazarım, en doğru nasıl ifade ederim bilmiyorum. Şu an sadece yazmaya başlıyorum…Kafamın içinde Zülfü Livaneli çalıyor……
                                                   “Dünyayı güzellik kurtaracak
                                                   Bir insanı sevmekle başlayacak her şey”

Gezi Park’ına anamla babamla gidip pırpır duygusuyla şu yazıyı kaleme aldığımda elinde “SARILMAK SERBEST” yazılı pankartla isteyene sarılan çocuk için demiştim ki:  “Başbakan geziye değil de Gezi’ye gitse, şu çocuk ona bir sarılsa, Okumaya devam et

Reklamlar

En Çok Çocuklarımız Etkilendi


Bu yazı misafir sanatçı Mine Topal tarafından yazılmıştır. Yazıyı sayfasında görmek iin lütfen buraya tıklayınız.

10 yaşındaki Kaya'nın "Son Pişmanlık Fayda Etmez" atasözünü açıklayışı

10 yaşındaki Kaya’nın “Son Pişmanlık Fayda Etmez” atasözünü açıklayışı

Okuduğum yazıların hepsi tek bir fikirde birleşiyor:

“Çocuklar güvende olduklarını hissetmek ister.”

Olayın nedeni ne olursa olsun böyle bir durumun çocuk için açıklaması olmayacaktır. Çocuk için olayın nedeninden çok güven ortamının sağlanması önemlidir. Kısacası ne yaparsanız yapın, dünya görüşünüz ne olursa olsun, çocuklarınızın dünyaya, hayata, insanlara olan güvenini kaybetmesine izin vermeyin. Umudunu yitirmesine göz yummayın!

Kimi destekliyorsanız destekleyin bu olanlardan en çok çocuklarımız etkilendi! Okumaya devam et

Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner!


Bir gün de başkalarının aynı bu cümlerle ona “van minüt” diyebileceği hiç aklına gelmiş miydi acaba?

Moderatör: (David Ignatius) Başbakan Erdoğan’dan özür dilerim….
T.Erdoğan: One minute, one minute, one minute… Olmaz!… One minute!
Moderatör: Peki ama lütfen hakikaten bir dakika sürsün.
T. Erdoğan: Sayın Peres benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin bu kadar çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak; bunu da böyle bilesin. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum. Ülkenizde başbakanlık yapmış olan iki kişinin bana önemli lafları vardır.’Tankların üstünde Filistin’e girdiğim zaman kendimi bir başka mutlu addediyorum’ diyen başbakanlarınız vardır.’Tankların üzerine çıkıp da Filistin’e girdiğim zaman kendimi mutlu addediyorum’ diyen başbakanlarınız olmuştur. Ve bana sayılar veriyorsunuz. İsim de veririm. Merak edenleriniz vardır belki. Şu zulme alkış tutanları da ayrıca kınıyorum. Çünkü bu çocukları öldürenleri, bu insanları öldürenleri kalkıp da alkışlamak öyle zannediyorum ki o da ayrı bir insanlık suçudur. Bakınız ben burada bir gerçeği kenara atamayız. Ben burda çok not aldım; ama bu notların hepsini cevaplayacak fırsatım yok. Fakat ben buradan sadece size iki söz söyleyeceğim. Bir, (Oturum moderatörü David Ignatius‘un müdahalesi üzerine) excuse me, excuse me, bir, excuse me, sözümü kesmeyin. bir, Tevrat der ki 6. madddesinde der ki ‘öldürmeyeceksin!’ burada öldürme var. İki, bakın bu da çok enterasan Gilad Atzmon’ın “İsrail barbarlığı zalimliğin de çok ötesinde bir şey” bir Yahudi.Bunun yanında İsrail ordusunda askerlik görevini yapan Oxford Üniversitesi uluslararası ilişkiler profesörü Avi Şalom, İngiliz gazetesi Guardian’da şunları söylüyor: ‘İsrail haydut devlet vasfını kazandı.’ (Oturum moderatörünün ikinci kez müdahalesi üzerine) Sana da çok teşekkür ediyorum. Sana da çok teşekkür ediyorum. Benim için de bundan böyle, bundan böyle, Davos bitmiştir. Daha Davos’a gelmem!…Bunu da böyle bilesin. Siz konuşturmuyorsunuz.

* Fikir için Boğaç’a teşekkürler.

Mizahla İzah


Mizahı sevdiğim, blogun adına ve sloganına da bakarak, sanırım çok da bilinmeyen bir şey değil. Bu yüzden ben bu 9. gününü idrak ettiğimiz gelişmeleri mizahi yönüyle de takip ediyorum. O yüzden aslında sosyal medyada dolanan, yüzünüze tebessüm, içinize umut dolduran Gezi Direnişi’nin bomba sloganlarını, deyişlerini, yorumlarını derleyecektim. Bu direnişi hep güzel anılarıyla gülerek hatırlayalım diye.  Ama onu başka gün yapmaya karar verdim. Çünkü bugün anamı da aldım Gezi Parkı’na gittim. Aslında sadece anamı almadım, ek olarak babamı da aldım. (Hep inek bir öğrenciydim, öğretmenim 1 istese ben 2 yapardım:P) Gördüm ki orada mizahın yanı sıra bir çok yüz güldüren şey daha var!

İmkanı olan herkes mutlaka gitsin, oradaki havayı mutlaka yaşasın.

Evet, sosyal medyada olduğu gibi orada da ORANTISIZ MİZAH var!

Ama ek olarak orada ORANTISIZ SEVGİ var!

Orada ORANTISIZ İYİ NİYET var!

IMG_3390

Bu delikanlı, açmış “SARILMAK SERBEST” yazılı pankartı, isteyen herkese sıkı sıkı, yürekten sarılıyor. Kız, erkek, yaşlı, genç… Resimdeki annem. Delikanlı ilk önce elini öpmeye yeltendi, biliyor musunuz? Ne de olsa çapulcu. Annem kulağına “Yolunuz açık olsun yavrum” diye fısıldamış, “Hepimizin” diye cevap vermiş o da.Annemden önce de arkadaki kasketli amcaya sarılmıştı. Ben ağlamakla meşguldüm. Fazla dozda umut alımından! Başbakan geziye değil de Gezi’ye gitse, şu çocuk ona bir sarılsa, yemin ederim yumuşar yüreği.

Kim yaptıysa şapka çıkartmak lazım,sokak çocuklarıydı sanırım- organize etmişler: kimi çöpleri topluyor, kimi çay kahve servisi yapıyor. (Şimdi organize dedim diye yine bu sivil direniş hareketi birilerinin üstüne kalır mı?)  İlk buldukları oyun imkanında da çay arabasını bırakıp, hoop geçiyorlar direksiyonun başına mesela…

Gençler gelip gelip kandil simidi, kurabiye vb ikram ediyorlar. Kimi bir araya gelmiş meditasyon yapıyor, kimi uyuyor, kimi harıl harıl bir şeyler yapıyor. Mesela bir organik tarım alanı yapmışlar: maydonoz, domates, biber ekmişler, çapalamışlar, sulamışlar. Önüne de şunları yazmışlar:

Yani orada ORANTISIZ ZEKA da var!

ORANTISIZ BARIŞ da var. Her yerde ŞİDDET istenmediğine dair uyarılar asılı!IMG_3387

Sık aralıklarla ağaçlarda anayasal haklarımız asılı. Eğer bir göz altı durumu olursa ya da polis müdahalesineler yapılması gerektiği yazılı. Gaz maskeleri, solüsyonlar, mide ilaçları herkesin alabileceği şekilde çeşitli yerlere bırakılmış…

Tam oradayken telefonla bilgi geldi: “Mecliste, Belgrad ormanını da ilgilendiren özel orman alanlarındaki yapılaşma oranını yeniden düzenleyen maddenin, tasarıdan çıkarılması önerildi.” Bu haber bağırarak duyuruldu, coşkuyla alkışlandı.Herkes ve her kesim tarafından!IMG_3408

Yani anlayacağınız orada ORANTISIZ HABERLEŞME de var!

Duymuşsunuzdur, bir kütüphane oluşturuldu parkta. Herkes ister kitap getiriyor, ister kitap alıyor. Biz götürmekten yana kullandık hakkımızı!

Orada ORANTISIZ YARATICILIK var!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ve bu direnişin, böyle kelebek etkisi yaparak tüm yurda yayılmasının arkasındaki SIR tüm bu güzel şeylerin ORANTISIZLIKLARI bence.

Parktan döndük, ağzımız kulaklarımızda. Dünya daha da bir güzel göründü gözümüze. Teşekkürler çapulcular. Elinize, yüreğinize sağlık. Böyle güzel bir dalga başlattığınız için.

Bugün kandil. Bu günün de yüzü suyu hürmetine bu mikro cennetin makroya taşınma ihtimali nedir acaba?

Dediğim dedik, çaldığım düdük…


Hey maşallah!

ayagakalktaksimpltfr01

Millet ayağa kalktı, bas bas “Yetti gari, bizim de sesimiz duyulsun. Biz de varız” diyor, hala “Topçu Kışlası eskiden oradaydı, yine aynı yere YA-PA-CA-ĞIZ. Yürütmeyi durdurma kararı olursa olsun. Gerekirse yeşilin daniskasını biz dikeriz. Benim halkım çoluğuyla çocuğuyla orada yürüyecek” diyorsunuz. Sidik yarışı değil ki bu. Ha şunu da diyorsunuz: “kesilen, ay pardon, sökülen ağaçlar başka yere dikilecek.” Bir Mustafa Sandal şarkısı sanki “Sökülen yaprakları dikelim….”

“Benim halkım” dediğiniz kim acaba? Orada biber gazlarını soluyan, tazyikli suları yiyen SİZİN halkınız değil mi? BİZ kimin HALKIYIZ?

tazyiklisu gaz

Bu sokaklara dökülen insanların derdi sadece ağaç mı yani? Anladığınız bu mu? Yediğimize, içtiğimize, doğurduğumuza, doğuracağımıza, giyeceğimize fikrimizi bile sormadan bizim adımıza karar veriyor olmanızın ve sonra da biz “ama ama…” demeye kalktığımızda masaya yumruğunuzu vurup “höt” diye sesimizi kesmenizin artık canımıza tak ettiğini anlayamadınız mı? Bu ne çevrecilerin, ne o partinin, ne bu ideolojinin ayağa kalkışı! Bu halkın “bize de söz hakkı” isyanı! Ben kendi adıma, çocuklarım adına ön saflarda yer alan her türlü şiddete sıkıntıya maruz kalanlara KOCAMAN bir teşekkür ediyorum. Yaralılara acil şifa için dua ediyorum. Kaybettiklerimize rahmet diliyorum. Nezaketle, dirayetle, inançla, birlik içinde yapılan bu harekete ağlıyorum, gülüyorum, kıvanıyorum. Biri demiş ki: ” Tarihimizin en apolitik gençliğini bile delirtmeyi başardınız!” Doğru! En suskunlar konuştu, en kanlı bıçaklı kavgalılar kol kola yürüdü, yardımlaştı, tek ağız olup bağırdı!

cmylmz

Tüm bu ayağa kalkış içinde bir de “O nerede, bu nerede? Niye sesi çıkmıyor? Sen oturduğun yerden konuşuyorsun? Daha önce aklın neredeydi?” diye sivri sivri konuşan, yazan, tivitleyenler var. Yahu sen yapılana baksana, sana ne kimin ne YAPMADIĞINDAN? En iyi cevabı Memet Ali Alabora vermiş zaten:” Daha önce neredeydinizciler,onu değil esas bunu yapıncılar,hem onu yap hem bunu söyle olmaz öyleciler,bi çekilin,çok işimiz var.”

Yukarlarda bir yerlerde bir çift mavi gözün gurur içinde olanları izlediğini siz de hissediyor musunuz?