Ev Yapımı Şiirler

başlığa tıklarsanız, şiirin yer aldığı orjinal sayfaya yönlendirileceksiniz.
MEFKURE
“Na zimin okunakarasıca” dedi, fırlattı terliği
Kaçmaya bile çalışmadı Mefkure, buydu tek bildiği…
                                          **
En belirgin özelliği uzunlu kısalı kahküllü keçeleşmiş saçları,
Zeka özürlü gelmişti dünyaya, işte yegane günahı!
                                          **
Babaannem kimbilir hangi işe dalmışken, dedem beni yakaladı
Ve kırpıverdi uçlarından ona göre çok uzamış saçlarımı.
                                          **
Koridora koştum boğazım düğüm düğüm
Hafif alt çenemi çıkarınca dışarıya, Mefkure’ydi aynada gördüğüm…
                                          **
Sonra görüntü buğulandı, buğulandı, buğulandı…
Beni sadece ertesi gün çıkıp geliveren annem anladı.
                                          **
Esas zor olanı, okuldaydı:
En sevdiğim arkadaşım “kasaba mı kestirdin saçlarını” dedi güldü.
Gözlerim yine buğulandı, yüreğim köpürdü.
                                          **

Şimdi saçlarım uzun, kimse kesemiyor ben istemeden.
Peki ya sen Mefkure, hala kaçmıyor musun terliklerden?

çiçek
88.YIL

Tam 4 çocuk, 3 büyüktük Ankara yolunda.
Ve 2 büyük daha eklendi Ata’nın huzurunda,
Cumhuriyetin kurucusuna teşekküre gelmiş binlercesinin yanında!

En küçüğü hiç kıpırdamadan nöbet tutan Mehmetçik’e vuruldu,
İkincisi üstüne binmeye çalıştığı yol boyu dizilmiş aslanlara…
En kokoş olanı karanfillerden yapılmış bayrağı beğendi, takmak için saçlarına
En büyüğü ise resimdeki Atatürk’ün nereye giderse gitsin, onu izleyen bakışlarına!

Ata’m, şu aldığım derin nefesin kaynağı, güneşli Türkiye’nin dayanağı,
Aydınlık yüzlü, aydınlık bakışlı, aydınlık fikirli yavrularımızı getirdik Sana,
Minnetimizi sunmaya, öğretmek için nasıl faydalı olunur vatana…
Belki tam anlamadılar kimdir Atatürk, niye geldik oraya?
Ama sabırla beklediler sonu gelmeyen sırada,
Yattığın yeri, kullandığın eşyaları, yaptığın savaşları, bize armağanını görmek uğruna.

**

Dilimiz döndüğünce anlattık; bu karanfili O’nun sayesinde kokluyorsun,
Sanat O’nun sayesinde var, O’nun sayesinde hürsün.
Ve rahatça çıkıyorsun o aslanın tepesine-ay yıldızlı bayrağın altında…
Gözlerini görmeliydin Ata’m, bir kez daha emin olurdun “istikbal çocuklarda”!

çiçek
SORU
Bu kafa neleri unutur, neleri unutmaz?
Nelere üzülür, neleri hiç takmaz?
Bu kafa siler mi gidenleri,
Özler mi?
Yok sayıp inişleri, hep çıkışları kaydeder mi?
Bu kafa düşünür, düşünür, düşünür…
Vaz geçer mi?
Bu kafa affedip, yine sever mi?
çiçek

 VEDA            

Turuncu balığın rengi soldu
Kumral kızın gözleri doldu
                     **
Anlaşıldı ki, turuncu balık hasta
Bilir mi kumral kız hastalığı bu yaşta?
                     **
“İyileşeceksin” dedi kumral kız hiç bıkmadan,
Sadece uyuyacağında ayrıldı turuncu balığın başından.
                     **
Maalesef turuncu balık sabaha öldü
Yine maalesef kumral kız bunu gördü
                     **
Hıçkırıklara boğuldu, ağladı
Geri dönüşü yok, ölümü anladı.
çiçek
 
KELAYNAK
Kanadı kırıldı kuşun,
Yardım edin, haydi koşun
                     **
İstemiyor ki kuş yaraları sarılsın
Sevenleri ona sıkı sıkı sarılsın
                     **
Kuşun derdi, illa ki kanadı
“Kanatsız uçamazsın” diyor inadı
                     **
Bilmiyor ki uçmak kanatla değil yürekle
Yardım edemez kimse istemeyene…
çiçek
KISIR DÖNGÜ
Yoktu.
Var.
Gülümsedim.
Kahkahaya dönüştü tebessümler
İçim içime sığmadı
    —
Vardı
Yok.
Ağladım.,
Hıçkırıklara dönüştü damlalar
Akıp gideceğini sandım, çoğaldı.
—-
Anladım
hep aynı hikaye:
Bir varmış,
bir yokmuş.
çiçek
HAYAT MÜŞTEREKTİR
Paylaşmak
Bir hayatı,
Bir umudu, bir düşü
Paylaşmak
Neşeyi
Ve yeri geldiğinde üzüntüyü
Ekmeği de bölüşmek,
Emeği de…
Böyle bir şey benim istediğim.
Varsan,
İşte kalbim.
çiçek
İSTEYENİN BİR YÜZÜ KARA
İncelikler istiyorum.
İncelikler istiyorum.
İncelikler istiyorum.
Emir cümlelerinin sonuna eklenmiş bir lütfen istiyorum.
İsmimle el ele vermiş  bir ‘cığım’ eki,
Mecburiyetlerin yükünü alan bir teşekkür istiyorum.
Ve bir de günlük koşturmaları renklendiren kenar süsleri…
**
İncelikler istiyorum.
Çok şey mi istiyorum?
çiçek
YÜRRÜ BAŞKA KAPIYA
Kapıda dikildim, dikildim, dikildim…
Cesaret edemedim adım atmaya içeri
Aslında merak etmiyor da değildim.
Hayallerimde belki bin kez girmiştim…
                     **
Sonra bir ses dedi ki, dikilme dön geri,
Gidersen kaybedeceksin elindekileri.
Ne döndüm, ne girdim;
Dikildim, dikildim, dikildim.
Kapı yüzüme kapanmasa, bilin ki salak gibi dikilmeye devam ederdim.
çiçek
N.Ç.
“Gel” dedi, “otur kucağıma”
Kapı aralıktı, ama kaçamadım dışarıya,
Yaklaştım uysalca, diyemedim, “ben daha doymadım ana sıcağına”
                     **
Pijaması gibi buz mavisi gözleri kısıldı,
Etli kırmızı dudakları kaçamadığım kapı kadar aralandı,
Gözlerim korkuyla açılırken, onunkiler şehvetten kapandı.
                     **
İkimiz de o evde birer konuktuk,
O bir subaydı, bense 5-6’larında bir çocuk.
Küçücüğüm daha be, tek derdim az biraz mutluluk…
                     **
Hadi insafın yoktu zerre kadarcık,
Bu ne uçkur sevdası, bu mu insanlık?
Son nefesinde eğer istersen helallik;
“Hakkım helal değildir”, var git yoluna
Dilerim huzur bulma ne bu hayatta, ne öte yanda!
çiçek

BEN BÖYLE HAYATIN İÇİNE…

 Neden ıspanak yenmelidir, makarna varken?
Keşke çikolata aksa çeşmelerden.
İkinci bir pembe çizme alınmaz mı, diğeri eskimeden?
Off ben böyle hayatın… …
**
Niye 9,5 dedi mi, yatağa gitmek gerekir?
Öğretmen hep diğerlerine mi artı verir?
Birazcık oje sürsek dünyanın sonu mu gelir?
Off ben böyle hayatın…
**
Niçin oyuncaklarımızı toplamak zorundayız?
Bahçedeki kediyle birlikte uyuyamaz mıyız?
Bir de neden duvarlara resim yapamayız?
Off ben böyle hayatın…
**
Dediklerine göre işler daha da karışacak
Büyüdükçe yasaklar artacak, kurallar çoğalacak
Geri dönsek keşke, kaçsak köşe bucak.
Off ben böyle hayatın…
çiçek
ÖNÜMÜZDEKİ MAÇLARA BAKICAZ
Tam “bitirdim” dediğinde, sil baştan döndün mü gerisin geriye?
Yetişemedin belki de koşturduğun yerlere ve senden öncekini almışlar işe.
Bir daha bakamazmışsın gibi mi geliyor, başkasının yüzüne?
N’apıcaz? Ağlıycaz, zırlıycaz…
Bi çilingir sofrası kurucaz,
Sonuçta “önümüzdeki maçlara bakıcaz”
 **
Yüzüne kapılar mı kapandı, sırların ortalığa mı saçıldı?
Yoksa değer veriyor sandıkların mı, döndüler sırtlarını?
Kayıp mı ettin geleceğe dair tüm umutlarını?
N’apıcaz? Ağlıycaz, zırlıycaz…
Bilemedin, bir iki tek atıcaz.
Sonuçta “önümüzdeki maçlara bakıcaz”
 **
Hasta mı oldu sevdiklerin, dönmediler mi gittikleri yerden?
Yerle bir mi oldu elini attığın her iş ya da kazık mı yedin en yakın bildiğinden?
Kafanın içinde dönüp duruyor mu “keşke”, “belki” ve “niye hep ben?”
N’apıcaz? Ağlıycaz, zırlıycaz…
Belki bir iki kadeh de parlatıcaz
Sonuçta “önümüzdeki maçlara bakıcaz”
çiçek
KIRARIM DÖKERİM, AMA YİNE DE ŞEKERİM
Merak mı ettiniz, nedir dudağımdaki iz?
Pek ilginç bir hikaye değil ama, dinleyiniz:
Aslında yaramaz bir çocuk değildim,
Ama çokça kırardım ve de dökerdim…
                            ***
Yine böyle “kır-dök” günlerimden birinde,
Fırfırlı elbisemi giymek istedim ille de.
Gelin görün ki o gün elbisem yıkanmış,
Kuruması için bahçedeki ipe asılmış.
                             ***
Gözüm 3 tekerlekli, kırmızı bisikletime ilişti,
Çıkınca üstüne, parmaklarım fırfırlara yetişti.
Çekip alamadan, bisiklet altımdan kaydı
Ağzım çamurluğa çarptı, dudağım yarıldı.
                               ***
Dikiş mikiş atılmadı, kan-gözyaşı uykuya daldım.
Dudağımda müstakbel izim, ama ne haber elbiseyi aldım!
O gün öğrendim, tekerlekli şeyler sabit durmaz…
Öğretiniz çocuklara teker döner, elektrik çarpar ve ilaç da acıdır biraz!
çiçek
MİLAT
“Başka hayallerim var” dedi gitti
Sandım ki, o gidişle birlikte kadınlığım da yitti
Bakakaldım ardından
Umutlarım
Çabalarım
Yarınlarım da bakakaldı
Bağırsam, dövünsem döner miydi ki?
Kelimeler boğazımda takıldı kaldı,
“3 kişilik yaşayacaklarımız vardı” diyemedim.
En kötüsü de “Git ama GELME” diyemedim.
Biliyorum, bir gün uyandığımda
Başka bir isim olacak aklımın kenarında
Başkasıyla tekyürek atacak kalbim
Sevindiğimde ya da çıkmaza düştüğümde
Çevirdiğim numara başkasınınki olacak.
O güne dek
Sabırla bekliyorum
Evimizden gittiği gibi,
Yüreğimden de gitmesini
Şaşkınlığımın, kırgınlığımın bittiği gibi
İçimde kalan son umut kırıntılarının da bitmesini
Sakince,
Sabırla bekliyorum.
O gün çok yakın biliyorum.
çiçek
ANNE OLUNCA ANLARSIN
“Of anne, niye yatmadın yine?
Bakma bana “anne olunca anlarsın” bakışınla öyle
Alt tarafı yarım saat geciktim diye”
**
Şimdi ben de öyle bakıyorum
O gösteride şarkı söylüyor, ben ağlıyorum
Tabağını bitirmiyor, ben içimi yiyorum
Uykumun en tatlı yerinde sesleniyor, ikiletmiyorum
Gezmeye gidiyorum, onsuz keyif almıyorum
O gezmeye gidiyor, gelene kadar kapılarda bekliyorum
Karşılığında da kocaman bir “offff” alıyorum
**
Bir nevi hastalık yani şu annelik dediğin, düpedüz delilik
Tedavisi de ödülü de yok üstelik
9 ay taşıyorsun karnında
Su geldi, sancı tuttu, bir karambol bir telaşe
“Inga” sesini duyduğunda yerleşiyor yüzüne o bakış işte
Memene veriyorlar, acıyor, kanıyor, emziriyorsun
Sözleşmeyi oracıkta, o an imzalıyorsun
**
Kaçışı yok, annesin artık,
Tepe tepe kullan senindir replik:
Yalnız, yüzüne ciddi bir ifade takınmalısın,
Haydi birlikte söyleyelim: “ANNE OLUNCA ANLARSIN!”
çiçek
AY
**
Bu nasıl bir aydır kardeşim?
İnsanı altüst eder.
Değilse, aşık eder.
Tutuşturur eline kadehi,
Yalnızlığına yoldaş eder.
**
Bu nasıl bir aydır kardeşim?
İnsanı deli eder deli….
çiçek
AH O AYAKLAR
Ah o ayaklar…
Arasında az önceki çoraptan kalan topaklar!
                     **
Ah o ayaklar……
Fırından yeni çıkmış poğaça gibi pofuduk ve sıcak,
Hep böyle kalsın istersin, ancak
O da büyüyüp kocamaaan olacak.
                     **
Ah o ayaklar…
Ekşimsi kokusu, taze çekilmiş kahveden güzel kokan,
Sahibi uyuyunca uyuyan,
Uyanınca küçük kurtçuklar gibi kıvrılan.
                     **
Ah o ayaklar…
Sevsem, öpsem, pamuklara sarsam,
Ya da en iyisi bir ömür avucumda saklasam-yine de doymam
Ah o ayaklar….
çiçek
BENİM KELİMELERİM
Kelimeler oyuncağım
Kelimeler en kuytu limanım, sığınacağım
Yeri gelir çelikten zırhım ardına saklandığım
Yeri gelir zehirli ve keskin kılıcım!
Bazen dilimin ucunda asılı kalır, çıkamaz
Bazen de deli bir nehir, kabına sığmaz
                     **
Kelimeler
Sakladığım, sustuğum, konuştuğum, küstüğüm
Sevdiğim, içimi titrettiğim…
Kelimeler. Benim kelimelerim
İçinde binbir renk saklı mücevherlerim…
çiçek
METROPOL
Kafasını camdan çıkarıp avaz avaz bağıran adam,
Senin derdin benimle değil!
Hayatla
Git kendini hayata kanıtla
çiçek
KIZ BABASI
Karıma göre hiç değişmedi hayatım
Sporum, gitarım, bilgisayarım… Hep yerinde rahatım.
Ama inanın eskiden kafamda bir ayakla uykudan kalkmazdım!
***
Mutfağa hiç girmezdim, geçen gün omlet yaptım,
Stadda coşacağıma, tek gözle maç seyrettim, diğeriyle ödev yaptırdım.
Kendi saçım yok ama, çok güzel saç tararım, at kuyruğu yaparım!
Pembe renge ısındım, baleyeyse taparım.
***
Neymiş, doktorunu, aşısını, ilacını bilmiyormuşum
Hep hastalık öncesi iş seyahati çıkarıyormuşum.
Şımartan sadece ben, “babişko” denilince yelkenleri indiriveriyormuşum.
***
Bunların hepsi detay, amaç yüzleri gülsün
En zorlandığım külotlu çorap,  işte herkesler duysun.
Vallahi ben eski ben değilim, hayatım toptan değişti.
Baba olmak zor iş, ama inanın değdi!
***
Bir de büyüdüklerini düşündükçe, cinlerim çıkıyor tepeme
Gelecek lavuğun biri, öpecek kızımı karşımda şap diye
Şimdiden söylüyorum, üzeni yakarım-görünmesin gözüme!
çiçek
ANLAYIŞINI YERİM
Satırlarına “anladım” diye başlamışsın,
Yazının devamından anlaşılıyor ki beni anlamamışsın.
Kıçımı yırtsam açıklayacağım diye
Bin anlam yüklesem her bir kelimeye
Gitmeyecek anladıkların, anlamak istediğinden öteye…
Yorulmayalım;
Ben anlatmayayım, sen de dinleme!
Dediğin gibi olsun,
Güle güle.
çiçek
SENİ BUGÜN DAHA ÇOK SEVİYORUM
Zor alıştık birbirimize,
                   cicim ayları geçince
Zor tabi aslında biriyle yaşamak,
İnsan bazen tahammül edemiyor
Kendi gölgesine…
Ayrılmayı düşündük mü gerçekten bazen?
Birbirimizin diline ne çok yabancıydık.
Hep de yemeğe çıktığımızda bağrıştık
Çünkü biz sadece o zamanlar yalnız ikimiz kaldık!
Bana göre:
“Ben sorumluluklar altında boğuldum,
Sen hiç yanımda yoktun…”
Sana göre:
“Bize iyi bir yaşam kurmaya uğraşıyordun.”
Şimdi…
Şimdi daha çok seviyorum seni.
Saçları dökülmüş, kırlaşmış, hafif göbekli bu halini.
Çünkü biliyorum, emin oldum
sen de seviyorsun beni.
Daha da önemlisi ama,
saygı duyuyorsun bana
Değer de veriyorsun biliyorum.
Sabahları sımsıkı sarılıyorsun ya,
işte o zaman bir kez daha anlıyorum.
Benim dilimi de çat pat öğrendin ayrıca.
Biliyorsun, hiçbir zaman kötülük yok aklımda.
Sırf ben istiyorum diye
daha çok anlatıyorsun
Hatta el ele, diz dize
dizi bile seyrediyorsun!
Yüklendiğim yükleri alıp,
bana kendime ait saatler hediye ediyorsun.
Biliyorum kimse kimseye sonsuz aşkı vadedemez,
Etse de yalan söyler.
İlk günkü gibi uçuşmaz yürekteki pervaneler…
Ama inan bu huzur daha güzel!
Onun için şimdiki zamanda söylüyorum:
“SENİ BUGÜN DAHA ÇOK SEVİYORUM.”
———————————————————————————-
———————————————————————————-
BEYAZ TELİME GÜZELLEME
Hoş geldin, sefalar getirdin.
Neden bu kadar geciktin?
Aklınca bana küçük bir kıyak mı geçtin?
                                            ***
Söyle bakalım daha mı olgunum şimdi?
Yoksa daha mı akıllı?
Ben gülümserken,
Neden kızımın gözleri yaşlı?
Yok ki benim bugünümün, dünümden farkı.
                                          ***
Asansörün aynasında gördüm seni,  tarih yirmidokuzağustosikibinonbir
İstersen arkadaşlarını çağır farketmez, benim yüreğim gençtir!
Hoş geldin beyaz telim, sefalar getirdin.
Bana bir kez daha, yaşadığımı hissettirdin!

2 thoughts on “Ev Yapımı Şiirler

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s