“Bir insanı sevmekle başlayacak herşey”


O kadar çok şey var ki aklımda. Nasıl toparlarım, nasıl yazarım, en doğru nasıl ifade ederim bilmiyorum. Şu an sadece yazmaya başlıyorum…Kafamın içinde Zülfü Livaneli çalıyor……
                                                   “Dünyayı güzellik kurtaracak
                                                   Bir insanı sevmekle başlayacak her şey”

Gezi Park’ına anamla babamla gidip pırpır duygusuyla şu yazıyı kaleme aldığımda elinde “SARILMAK SERBEST” yazılı pankartla isteyene sarılan çocuk için demiştim ki:  “Başbakan geziye değil de Gezi’ye gitse, şu çocuk ona bir sarılsa, yemin ederim yumuşar yüreği.”

Bir kaç arkadaşımdan “buna gerçekten inanıyor musun?” filan diye yorum geldi. Elbette bir sarılmayla, hırs, kin, güç sarhoşluğu ile taşlaşmış bir yüreğin yumuşayıvereceğini sanacak kadar saf değilim.Bunun için en azından bi yüz bin kadar sarılmaya ihtiyaç var, belki daha fazlası hatta!  Ama sevginin her kapıyı açacağını, taş bir kalbi bile afallatabileceğini biliyorum. Zaten afallama örneklerini de günbegün izliyoruz.

Bir gün araba kullanıyorum, dar bir yolda geri geri gitmem gerekti ve yolu epey bir tıkadım. Arkamdaki arabadan yüzü kıpkırmızı bir adam, arabadan dışarı fırladı, bana doğru hamle yaptı,kuvvetle muhtemel küfür etmek için ağzını açtı. O sırada göz göze geldik, ben pişman ve ezik bir ifadeyle ve gerçekten hissederek: “Çok özür dilerim, sizi geciktirdiğimin farkındayım. Ama birden elim ayağım dolaştı. Geciktirmemeye çalışırken iyice beklettim sizi” dedim. Adamın bir balon gibi sönüşünü hayretle izledim. “Yok önemli değil”dedi, “benim çekmemi ister misiniz?” diye ekledi.

Tabi ki hepimiz insanız, günlük telaşeler içinde öfkeye, sinire, dolduruşa, küfüre her zaman karanfil uzatarak cevap veremiyoruz. Ama uzatabildiğimiz hallerde de sonucun bambaşka olabileceğini hatırlatmak istiyorum. İlk seferinde değil belki, ama neticesinde…

karanfil

Zaten bu kucaklama konusu aslında hem dinlerde hem de kişisel gelişim eğitimlerinde var.
Katıldığım bir gönüllü çalışma kampında, katolikler sabah 6’da ve akşamüstü 5 gibi toplanıp ayin yapıyorlardı. Meraktan, gözlemci olarak katılıp katılamayacağımı sordum. Gülümseyerek kabul ettiler. Ayin İtalyancaydı. Rahip incilden pasajlar okuyor, aralarda da hep bir ağızdan gitar eşliğinde şarkılar söylüyorlardı. Hiçbir şey anlamadığım bir törende bile, hep bir ağızdan söylenen o müzik o kadar coşku vericiydi ki. Törenin sonunda ise herkes ayağa kalktı ve sağındaki solundaki, önündeki, arkasındaki kişilerle sırasıyla gözlerinin içine bakarak ve ellerini ellerinin içine alarak selamlaştı! Ne kadar kanatlandırıcı olduğunu tahmin edemezsiniz.

Aslında teravih namazına ya da mevlite gittiyseniz tahmin edebilirsiniz. Camilerimizde müzik aleti yok tabi ama selam aralarında toplu kamet getirmek, ilahi okumak da bir nevi müzikle kanatlandırmak; namaz bittiğinde sağındaki solundakiyle tokalaşıp “Allah kabul etsin” demek ya da ellerini ellerinin içine alıp salavat getirmek de yine cemaati, toplumu birleştirici, içindeki sevgi tohumunu büyütücü adetlerden.

Gözünün içine bakmak, dokunmak, sarılmak…

Esas bunlardan korkandan korkmalı sanırım!

Tam da bu sebeple süregelen olayları “Bunlar vatansever filan değil, düpedüz vatan hainleri. Dış mihrakların, lobilerin oyununa geliyorlar” diye izah etmeye çalışanları düşünmeye davet ediyorum:

Sayın ki, o iki saçı jölelinin ağızlarını doldura doldura, ellerini kollarını sallaya sallaya anlattıkları,  Kurtlar Vadisi senaryosuna taş çıkartacak fantastiklikteki komplo teorileri doğru, ve devlet bunları taaaa 6 ay önceden biliyordu, kardeşim o zaman niye 6 ay önceden bilinen bu kriz bu kadar kötü yönetildi? İnanmadan da olsa, hani rol icabı, sadece krizi bastırmak için -aynı balkon konuşması yapaylığında- onlar, bunlar, şunlar demeden -üstelik dinimiz de bunu emrederken- “Türkiye Cumhuriyeti’nin her vatandaşı eşittir ve söz söyleme hakkı vardır.İstekler dikkate alınacaktır.” diye kucaklayan bir tavır sergilenemedi. “Bunlar vatan haini” diyenler arasından, bu krizin iyi yönetildiğine beni, bizi ikna edebilecek bir kişi var mıdır?

Bakın ben bu blogda etliye sütlüye dokunmayan kakara kikiri şeyler anlatıyordum. Dolayısıyla kimsenin de agresif yorum yazacağı bir durum olmadı. Buna rağmen taaa ocak ayında “Kahraman Bakkal AVM’ye Karşı” başlıklı yazıya kübra isimli bir arkadaş -ki sanırım kendisi resimde görünen bakkalın ailesinden ya da yakını- açmış ağzını yummuş gözünü. Demiş ki: “öncelikle ağzı olan konuşuyor diye size diyorlar sanırım sen biliyormusun neyin ne olduğunu ? neyin ne olduğunu bilerekmi yazdınız yoksa gerçeklen laf olsun torba dolsun diyemi. kahraman bakkal demişsin işte burda bir gururlandım o bakkal kaç aileyi doyurdu haberin varmı senin ? kimse kimseye inat olsun diye bişeyler yapmaz demekki sen iyi araştırsaydın o masaların ne zaman atıldığını bu bakkalın kaç yıldır burda olduğunu ve tapusunu da bilirdin. böyle işlerde sanamı kaldı onuda süşünmüyor değilim siz merakla bekleyin ama sunuda unutma insanın başına ne gelirse meraktan gelir”. Görünce çok sinirlendim. İçimden kıçıyla mı okudu bu bile dedim. Ama sonra kibar bir cevap yazmaya karar verdim. Orada benim cevabıma verdiği ikinci cevabı göremeyeceksiniz, çünkü konuyu sündürmek, enerjimi oraya vermek istemedim, ama bana verdiği ikinci cevapta tonunu düşürmüş, “sen”den “siz”e geçmişti. Eminim üçüncü bir tur yazışsaydık, sonunda gözyaşları içinde birbirimizin boynuna sarılacaktık! 

İşte tüm bu minik minik örneklere dayanıp diyorum ki, eğer siz size tokat atana tekme tokat girişirseniz kavga büyür de büyür. Diğer yanağınızı uzatıp aptal da dedirtmeyin kendinize tabi ama hoop şapkanızdan bir barış güvercini çıkartıp şaşırtmanızda da hiç bir sakınca olmamalı!

Bir kıyıdan baktım dünyaya
Ellerimde tuz avucumda sedef
Bir mavilik bir açıklık
Özgürlük hasreti
Yüreğime vuruyor
Nerede nerede insanlar
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
O üzüntü birden gelir
Yağmurlu havalarda
Yeniden kurarım dünyayı ben
Kederlerle
Kimseler aşık değil mi bu şehirde
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
Hava martılar ışıklı şehir
Sarhoş ediyor beni yosun kokusu
Hilesiz kucaklamak istiyorum
Dünyayı şehri ve seni
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
                                             Zülfü Livaneli
Reklamlar

3 thoughts on ““Bir insanı sevmekle başlayacak herşey”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s