Çocuklar Görevde


2 gün üstüste çocuklardan bahsederek baymak istemem ama, malumunuz çocuk bayramı yaklaşıyor.

Cumhurbaşkanı, başbakan, vali, kaymakam koltuklarını çocuklara devrederken, bir çok televizyon programında sunuculuk görevini çocuklar üstlenirken benim de blogu çocuklara bırakmamam söz konusu olamazdı herhalde!

İşte Ela Dörtlemesi’nin ikinci şiiri karşınızda. (İlki için tık‘layınız) Gavur İzmir’e yazılmış bir güzelleme. Okumaya devam et

Reklamları Dinlediniz


-Yarın arkadaşının doğum günü, ne hediye alalım? Kendisine ne istediğini bi sor istersen

-Olmaz. O zaman sürpriz olmaz. Hediye sürpriz olmalı.

-Ne alacağız peki?

-Tinker Bell’i çok seviyor. Tinker Bell alabiliriz.

-Nerden alıcaz? Nerde satılıyor Tinker Bell?

-Tüm seçkin mağazalarda!

Terbiye


Terbiye bundan böyle benim için sadece limon ve yumurta ile kıvam koyulaştırma için yapılan bir işlemden ibaret.

Muhteşem Yüzyıl’da “Ben Pargalı İbrahim.” “Ben Kırım’lı Hürrem” “Ben Cihan padişahı Süleyman” diye başlayıp her biri bir felsefe dersi, bir yaşam sırrı niteliğinde olan tiratları biliyor musunuz?  Onlardan Süleyman’ın Mohaç zaferi sonrası kibrini yenmek için olanını seyretmiş miydiniz?

Muhteşem Süleyman, kazandığı zaferle kibirleniyor, kibirleniyor, kibirleniyor….ve sonra bu kibrinden rahatsız oluyor.  Ayna karşısında kollarını açarak ihtişamına hayran hayran bakarken başlayan sahne, bir mezar içinde kollarını çaprazlamış yatarken sona eriyor. Bu esnada da kendi kendine şunları söylüyor:

” İçim kibirle doldu, Okumaya devam et

Zamanda Yolculuk


“-Yar bana bir eğlence medeeeeeet

-Hemen buraları terk et

-Aman Karagözüm, efendim. Aşağı geliniz, iki gözüm.

-Gelemem işim var seni gidi hoşaflık üzüm…”

Nasıl başladı hatırlamıyorum, muhtemelen Ramazan televizyonlarında görüp tanıdım. 8,9 yaşındayken, yanıma kardeşimi de katar, anneme, babama, artık kimi yakaladıysam zorla kendi yazdığım Karagöz-Hacivat gösterilerini seyrettirirdim. Tek kişilik iki koltuğumuzun arasına bir çarşaf gerer, Okumaya devam et