“Yerim Dar, O Olmadıysa Yenim Dar.” demeyelim gariii


Bahane bulmak, suçu başkasına atmak, ertelemek, mağduru oynamak… ne kolay.

Bakın şimdi yapacağım: “Ya vallahi buraya daha sık yazacağım. Yazacak da çok şey var. Ama öyle yoğun öyle yoğunum ki. Okus Pokus iş almaya başladı.(Allah bin bereket versin) Hatta ilk ödemelerimizi de aldık. (Nasıl büyük keyif bilemezsiniz. Hiç yoktan var ettiğiniz bir yazı için birisi size para veriyor.) Tabi buraya yazmak da keyifli. Paylaşım, iç dökme, terapi, kikirdeme… Ama bir tercih yapmak gerekince-tamamen duygusal sebeplerle- o yazıları tercih ediyorum. Hepsi  sadece 24 saatten oluşan günün suçu. Ya da aynı anda hem onu hem bunu yazamayan ellerimin suçu, kafamın suçu.”

Neyse bu yazı, “mağduru oynamayan” birisi hakkında. Suçu ona buna, düzene, talihsizliğine, kadere atmayan birisi hakkında.

Biliyorsunuz kadın mektupları üçlemesinin sonuncusu İmza:Ben Şubat sonu raflarda olacak şekilde tam gaz gidiyor. Bu sefer telif geliri TÜRGÖK‘e gidecek.

Bu yazı TÜRGÖK ve kurucusu Rahmetli Gültekin Yazgan hakkında. Geçen pazartesi Tavsiye evinde Gültekin Bey’in karısı ve derneğin şimdiki başkanı Tülay Yazgan’ın (fotoğrafta, koltukta köşe birleşim yerinde oturuyor) ağzından dinledik.Ve ben, kitap gelirinin, ne kadar doğru bir adrese gideceğine bir kez daha yürekten ikna oldum. Tüm katkıda bulunanlar, çorbada tuzu olanlar sağ olsun var olsun.

tavsiyeeviturgok

Ben Gültekin Bey’in hayat hikayesini dinlerken tüm ertelediklerim ve söylendiklerim için utana utana bir hal oldum.

Harekete geçmek, “ne yapabilirim” diye düşünmek yerine, işinde, evinde, özel hayatında, sıradan bir vatandaş olarak şikayet edip duran, bahaneler bulan kişiler de kulaklarını dört açsınlar.Buraya ilham verici bu hayat hikayesini anlatan kısa filmi koyuyorum, bir de daha detaylı anlatan 19 dk.lık versiyonu var.

Gültekin Bey 11 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu görme yetisini kaybetmiş. Engeli sebebiyle okuldan ayrılmış, fakat okuldan ayrı kalmayı ve hayatın kıyısında bir yaşam sürmeyi reddetmiş. Özel öğretmenlerin desteği ile Braille (kabartma) yazı öğrenmiş. İngilizce öğrenme isteğiyle Aydın’da British Council’in açtığı kursa devam etmiş, ona kitabı yazıldığı gibi okuyarak bir nevi gözü olan anneciği sayesinde “görenler” için hazırlanan bu kursta en az onlar kadar başarılı olmuş. Azmi kurs müdürünün dikkatini çekmiş ve böylece İngiltere’den kütüphaneden bir çuval dolusu kabartma kitaba kavuşmuş. İşte körler için bir kütüphane kurma fikri o zaman düşmüş gönlüne.

1952 yılında -gören birisine göre belki 3 kat daha fazla çalışıp- Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirip, öğretmenlik ve avukatlık kariyerine başlamış.Düşünebiliyor musunuz? Şimdi bile çoğu üniversitemizde körlere uygun kaynak yok, sınıflarında-bahçesinde ulaşımlarına yönelik düzenlemeler yok, 1950’lerdeki durumu varın siz düşünün.

Bu arada evlenmiş, 2 oğulları olmuş. Oğullarından birini her çocuk sahibi mutlaka bilir aslında: Çocuk Psikiyatristi Yankı Yazgan. Genç yaşta evlendiği değerli eşi Tülay hanım’ı çoluk çocuk büyütme telaşesine rağmen üniversiteyi bitirip öğretmen olması için teşvik etmiş.  1981’de öğretmenlikten ve 1992’de avukatlıktan emekli olduktan sonra kitap çevirisi ve sosyal sorumluluk projelerine devam etmiş. Bu arada yıllarca sürdürdüğü öğretmenlik ve avukatlık görevlerinin yanında Altı Nokta Körler Derneği’nin kurucularından biri olmuş.

Türkiye’de, İngiltere ve diğer yabancı ülkelerdeki kitaplıkları örnek alarak Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı’nı (TÜRGÖK) yaşadıkları kent İzmir’de kurmuş. Yaklaşık 2 sene önce hayata gözlerini yumduğundan beri de, onun bıraktığı yerden eşi ve omuzdaşları devam ettiriyor. Ücretsiz olarak bir çok çocuğa aylık kabartma dergi, ÖYS, KPSS, SBS testleri, ders destek kitapları gönderiyorlar. Elimizin altında onlarca dergi, sayısız kitap, bir çok farklı ders kaynağı varken, ne kadar çok erteliyor, ne kadar çok söyleniyoruz değil mi? Oysa bu söylenecek değil, şükredilecek bir durum.

Çok yeni olarak da yine Gültekin Bey’in hayali olan çocuklara yönelik “ödünç kitap” projesini başlatmışlar.

Daha yapılacak o kadar çok şey var ki. Biz ne yapabiliriz diyorsanız:

  • Ödünç kitaplardan birisine sponsor olabilirsiniz.
  • Braille öğrenip, basılan kitapların tashihine destek verebilirsiniz
  • Gültekin Yazgan tarafından yazılan “Kör Uçuş” ve Doğan Cüceloğlu tarafından yazılan “Onlar Benim Kahramanım” kitaplarını dernekten temin edip hem ilham alır, hem derneğe katkıda bulunabilirsiniz.
  • Görme engelli olup, bu kütüphane hakkında bilgisi olmayanları yönlendirebilirsiniz.
  • Branşınıza uygun ders kitaplarının okumasını yapabilirsiniz.
  • Aylık dergi gönderimleri için kargo şirketi bağlantıları yapabilir, ya da gönderilere sponsor olabilirsiniz.

Bunlar benim aklıma gelenler. Dernekle iletişime geçer, “Ne yapabiliriz?” diye de sorabilirsiniz.

TÜRGÖK olması da şart değil.O kadar çok el verebileceğimiz konu var ki. Mahallenizdeki tek bir kişiye yardımdan başlayıp daha büyük ölçekli bir dolu şey.

Dediğim şu, söylenmeyi, eleştirmeyi, birşeyler yapmaya çalışanları aşağı çekmeyi bırakın. Bırakalım.

Gültekin Bey gibi, Tülay Hanım gibi. Şefkatle İlmek İlmek örüp Van’a yolladığımız atkılar gibi, mektup üçlemesi gibi…..  HAREKETE GEÇELİM, bir şeyin ucundan tutalım. Üretelim. Yüzleri güldürelim. İçimiz yıkansın.

İnsanı o kadar iyi hissettiren şeyler ki!

Reklamlar

Kadın Mektupları Üçlemesi- Son Kitap İMZA:Ne ACABA?????


Son dönemeç.

Çok düşündük.

Makul olan,İMZA:ANNEN demekti belki, çünkü kadın yaşamında üçüncü ve belki de diğer tüm sevgilerin önüne geçen evre evladının doğuşu ile başlıyor! Madem son kitap olacak, bir adım ötesi olsun, içimizde kalan söyleyemediğimiz kime ne kaldıysa onu söyleyebilelim dedik. Çok karışık, odaksız gelebilir. Kime ne diyeyim ki diyebilirsiniz. Halbuki resim öğretmenine sizi sınırlandırıyor diye hep kızmaz mıydınız? Ben pembe ağaç çizmek istiyordum o bana vazo çizdirdi diye! İşte şimdi o çizemediğiniz pembe yapraklı ağacı çizebilirsiniz.

Azıcık daha yardım edeyim. Gözünüzü kapatın. Hayattaki son gününüz olduğunu düşleyin. Doğuşunuzdan itibaren yaşamınızı getirin gözünüzün önüne.Teşekkür etmek istediğiniz birileri yok mu? Ya da “niye bunu yaptın?” diye kızacaklarınız?.Hayat maceranıza anlam kattığını düşündüğünüz biri? Ya da hayatınızın tam anlamıyla içine ettiğini düşündüğünüz biri? Hayat dersi vermek istediğiniz doğmamış torununuz?

Belki de hayatınızın -bugün için- bir muhasebesini yapar ve hepsine birden seslenirsiniz.

Olasılık sonsuz.

Okuması (dinlemesi) çoook keyifli olacak.

Üstelik satılan kitapların geliri ile yine dokunacağımız yürekler olacak: bu sefer Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı (TÜRGÖK) yararına yazıyoruz. Kitabın sesli kitaba da dönüştürüleceğini de müjdeleyeyim. Onun için yukarıda “dinlemesi” yazdım. Belki sizin mektubunuz sizin sesinizle hayat bulur. Çok heyecanlı değil mi?

Yalnız bazı kurallar var tabi:

  • Mektup yazdığınız kişi babanız olmazKocanız, sevgiliniz, lanet ettiğiniz eski eşiniz de olmaz. Onları yazdık. Varsa böyle mektuplarınız halen aktif olan bloglara ( www.imzakizin.com ; www.imzakarin.com ) koyabiliriz.
  • Mektupları en üst kısmında mutlaka kitapta yer almak istediğiniz şekliyle isminizi, yazı başlığını, kime yazdığınızı ve yakınlık derecesini belirterek yazmalısınız.
  • Göndereceğiniz dosyaları kendi ad soyadınızla isimlendirerek, izin formuyla birlikte imzaben@hotmail.com adresine göndermelisiniz. Formatı mail yoluyla talep edebilirsiniz.
  • Mektuplar 30 Kasım 2013‘e kadar bize ulaşmalı.

Haydi bakalım akıtalım içimizde kalanları….