Oku


Kulağına doğarken “oku” diye fısıldanmış olanlar.

“Anadilimde hangi yazarları okuyabilirim?” diye düşünenler.

Bıktım çok satanlardan, şöyle ruhumu aydınlatan ne okuyabilirm diyenler?

Okudukları hakkında başkası ne hissetmiş merak edenler; birileriyle tartışıp, aldığı keyfi katmerlemek isteyenler….

Size büyük bir müjdem var. Tüm bunları dört farklı bakış açısıyla sunan bir blog var! Adı: Kitap Düşkünleri

Leyla Atasel isimli bir muhterem kadın, 4 kitap delisine,” bre deli gel beraber bir kitap blogu açalım” demiş. Bu Leyla Atasel âlem bir hanım, buraya uğramaz diye rahat atıp tutuyorum, bohem desem bohem değil, mirasyedi desem mirasyedi değil, çatlak desem çatlak değil. Neyse hepsinden biraz biraz….görmüş geçirmiş, görgülü bilgili bir İstanbul hanımefendisi sanırım.Onun aklına gelmiş fikir. Hoş bu 4 kadın zaten tanıyordu birbirini ama, itekleyici bir güç lazımmış diyelim…

Ben birini ortaokuldan tanıyordum, diğerleriyle bana yepyeni duyguların varlığını öğreten, İmza: Kızın sayesinde tanıştım;

Leylak Dalı: Sanatın her dalına ama illa da okumaya tutkun bir emekli öğretmen
Lale’nin Bahçesi: Okumayı da okuyanı da seven bir okur-gezer, yaşamayı sever
Atalet: Seçici ve stokçu okur, şifalandıran blog yazarı
SelginGB: Okur, yazar, örer, içer, pişirir, yer, seyahat eder…

Velhasıl bu blogda bu 4 kadın her ay bir kitap belirliyorlar, mümkünse bir Türk yazarın eseri. Her pazartesi o ayın kitabı bir tanesinin gözünden masaya yatırılıyor. Blog daha pek taze.

buralar

Kasım ayında, Murat Uğurlu’dan BURALAR BIRAKTIĞIN GİBİ’yi incelediler enine boyuna.

venc3bcs

Aralık’ta da Şebnem İşigüzel’den VENÜS

Hissediyorum. Bu kadınlar, daha çoook farklı şeyler yapacaklar….

Haydi okurseverler bloga….tık

Reklamlar

Mesleği: Anne


Benim başımdan da benzerleri geçti tabi, yaptığım iş münasebetiyle. Ama geçen gün bir arkadaşın doktor akrabasının başından geçenleri duyunca, buraya yazmadan edemedim. Ben anlatanın yalancısıyım…

Acilde nöbet. Cumayı cumartesiye bağlayan gece, saat 3. Acile kucağında çocuğu bir anne geliyor. Ağlamaklı, suratı allak bullak…

Doktor: Nedir şikayetiniz?

Anne: Bu çocuk büyümüyor. Ne yerse yesin, ne içerse içsin, büyümesi durdu.

Doktor: (şöyle bir çocuğu süzer, kadının söylediği yaşa göre kilosu, boyu posu gayet iyidir. Ya sabır çekerek söze başlar.) Hmmm. Pazartesiye kadar gözlemleyelim. Hala bir büyüme göremezseniz, tekrar bakalım.

 

Doktor bence kocaman bir alkışı hak etmiş. Yahu çocuğun büyümediği sabaha karşı üçte mi aklına geldi? Bunun için acile mi gidilir? Büyümediğine neye göre karar verdin?

Ben olsam “nöbetçiler!” diye bağırırdım herhalde.

Sen var önce dujjj almak


Bunu anlatıp anlatmamakta karasız kaldım, ama karı koca  baya bi güldük. Sonradan da hatırlayıp, bir daha gülmek isteriz eminim. Bu sebeple kayıt altına almak gerekir netekim…

**

Hafta sonu cümbür cemaat kırlık bayırlık bir bahçedeydik. Babam kendini bahçe işleriyle helak ettiği yetmezmiş gibi damadını da aldı yanına.

Aytuğ yeşilin keyfini sürmekte olan kızlarının yanına döndüğünde fena haşat olmuş-her yanından ter damlıyormuş.

Tatlı tatlı oynayan kuzularına bakmış, bir öpücük almak istemiş:

-Ayçaaa, gel hadi biraz sevişelim.
-Hayır baba, ben terli erkeklerle SEVİŞMİYORUM!

 

KaMeLe mi o da ne?


Bugün bir site ile tanıştırmak istiyorum sizleri; biliyorum aranızda doktorlar, ilaç şirketinde çalışanlar var. Bilmediğim belki de bizzat hastalar veya hasta yakınları da var.

Site kardeşimin karısına ait, daha bir kaç gün önce hayata geçti. Özgün’ün amacı, kendi gibi bu hastalığa yakalanmış olanları bir araya toplamak ve hikayelerini paylaşmak, bir kaçına umut olmak, hayatın devam ettiğini ve çok da güzel olduğunu hatırlatmak!

KML bir lösemi türü, ancak şu anki teknolojiye göre her gün düzenli alınan bir ilaçla kontrol altına alınıyor. Daha fazlası için siteye göz atabilirsiniz.

http://www.kmlturkiye.com/tr/index.php

Tombul Tombul Memeler


Düğün videoları, “aman mutlaka olsun, anıdır” diye can atılan, bir dolu para bayıldığınız, almak için düğünden 1 hafta sonra fotoğrafçının peşinde koştuğunuz ama oturup şöyle adam akıllı  baştan sona seyretmediğiniz, lüzumu tartışılır şeyler aslında!

Bizimkini, evlendikten 3-4 yıl sonra arkadaşlar geldiğinde, kim nasıl değişmiş görmek için takmış; gelin ve damat olarak pek de filmde olmadığımızı Okumaya devam et

Yaşlanmak, yaş almak….


Geçenlerde Conan seyrediyorum, şu sıralar vizyonda olan Kimeryalı kaslı adamı değil, talk show’cu olanı. Konuklarını çağırmadan ayaküstü bir şeyler anlatıyor ya, bu sefer 86’sına bungy jumping yaparak giren bir kadından bahsediyor. Kadının ilk sarkık memeleri yere değmiş diye dalga geçerek…

86’ımda bungy jumping yapacak yürek olur mu bilmiyorum ama Okumaya devam et

Kibarım, kibarsın, kibar…


Bugünkü kakarakikirimiz İstanbul’un çok tanıdık manzaralarından biri; bir minibüs ve bir bayan şoför çarpışır.

Şoför: (pek kibar bir şekilde):Han’fendi,  koca arabayı nasıl görmezsiniz efendim, durduk yerde sizin de benim de başıma iş açıldı. Kaç gün işe çıkamıycam şimdi. (içindeki canavar çıkıverir) Ağzına sıçtınız arabanın (tekrar kibarlığa dönerek) han’fendi.