“Akşamdan suya basarım ben onu, sakkkızzz gibi olur!”


Dolly var, İmza: Karın‘a yazdı. Facebook’unda demiş ki geçen: “Evlerinin temizliği ile meşhur Türk kadınları neden bunu ülkeleri için yapacak evlatlar yetiştirmiyorlar? B.ada, gezi parkı vb. çöplük gibi!”

Dan diye çarptı yüzüme bu laf.

Haklı.

Reklamlara bile sirayet etmiş, Türk kadınının bu takıntılı hali!. İki adet evlerinin temizliğiyle meşhur anlı şanlı Türk kadını almışlar Ivana Sert’i ortalarına: “Aaaa ayol Ivana’cığım, tuvalete ve mutfağa aynı çamaşır suyu olur mu? Bizde şartlı şurtlu temizlik vardır. Bizimle deyılsın!”

Pardon da oraya ayrı deterjan buraya ayrı çamaşır suyu kullanana kadar, çocuğuna o sigara izmaritini sokağa atmamayı öğretsen daha hayırlı bir iş olurdu! Ya da ter kokmaması için ne yapması gerektiğini öğretsen…. Böylece elin, güya şartsız şurtsuz temizlik yapan kadını senin vatandaşına “Sen var önce dujj almak…” demek zorunda kalmasın. Di mi?

Bu laf üzerine biz de evde forum kurduk konuştuk. Eee ne yapacaksın, dizi mizi seyretmeyince biz de alıyoruz çekirdeğimizi (tabi yere atmayıp, bir poşette biriktirerek), açıyoruz bir konu, memleket kurtarıyoruz!

Vardığımız sonuç şu. Temizlik 3’e ayrılır:

– Kişisel temizlik

– Kendine ait ortamın temizliği

– Kamuya ait ortamın temizliği

Bizde 1 ve 3 malesef Allah’a emanet! 2 ise evin annesi tarafından ve yoğun olarak mahalle baskısı sebebiyle yapılagelen, aslında göstermelik bir temizlik türü. Yani bize göre evini ışıldatan, çamaşırlarını kaynatıp, jilet gibi ütüleyen anneler aslında: “Bilmemkim Hanım’ın evinde zerre toz bulamazsın, bal dök yala. Çamaşırları beyaz ötesidir, gözün kamaşır. Bakamazsın” cümlelerini duyabilmek için uğraşıp dururlar. Ya da tam tersi: “Evini b.k götürüyo” lafını duymamak için. Çok da meraklı değiller yani aslında ışıldamaya, ışıldatmaya! Çünkü bu eğer içten gelen bir temizlik merakı olsa, ki öyle örnekleri de var-yok değil, çocukları da bu “temizlik” nosyonunu içselleştirmiş ve her yerde uyguluyor olurlardı!

Bunlar sadece kişisel düşüncelerimiz/gözlemlerimiz tabi, bilimsel bir dayanağımız yok. Kaynak: üzerine oturduğumuz organımız!

Örnekleri artırmak, konuyla ilgili görüşleri çoğaltmak mümkün. Ama ben uzatmak yerine, konuyla ilgili bir öneride bulunmak istiyorum.

Eskiden bir dönem KDV fişi alınmasını hatırlatmak (Fişigni de al Mustafaliiii, fişigni de al Mustafaliiii), aşının önemini anlatmak için (Çocuklaaaa aşı olmaz, zeytunleeea, zeytunleeeaa) filan kamu tanıtım filmleri olurdu. Şimdi de var tabi, işte sigaranın zararlı olduğunu anlatan vb. Ama o zaman mizah kesin olurdu işin içinde, kafamıza yerleşirdi. Çünkü gülerdik, hakkında konuşurduk. Şimdikiler acıklı mı acıklı, için kanırıyor, görünce insan direkt zaplamak istiyor.

Diyorum ki, mesela çevre temizliği ve kişisel temizlik hakkında yapsalar böyle filmler. Ata Demirer’i, Cem Yılmaz’ı, Şahan’ı oynatsalar. Bütçe, demeyin bana! Haftanın ilk saatleri sahil yolunda piknikçilerin bıraktığı çöpleri gördünüz mü hiç? Sonrasında oraları toparlayacak iş gücü daha mı az bütçeli yani? Üstelik bence “temizlik” sağa sola durmadan mevsimlik lale, gül, kasımpatı ekmekten daha daha önemli, o bütçeden kaynak yaratsınlar! Şimdi medya olanakları da çok büyük, beğenilirse youtube’da tıklanma rekorları kırması işten değil! Efes’in filmini hatırlayın…

Hatta ben bu konuda daha ileri gider, 3 aylık yoğun kamu spotu, birebir anlatım, gibi uygulamalardan sonra, oralarda görevli dolaştırır- kuş uçurtmaz, çöp bırakana şöyle kallavi ceza da kestiririm de…. bizim forumcular diyor ki: “Hiç bir siyasi buna cesaret edemez. Bizimkiler iyiliği için olduğunu anlamaz, hop oy vermeyiverir. Siyasi de oy almamayı göze alamaz”

Şimdi bu dahiyane fikri Bakan Bayraktar’a yazacağım. Varsa eklemeleriniz, görüşleriniz, siz de acele acele, bugünden yarına değil de, çabucak  yorumlarınızı yazın.

Lafta kalmasın, adım atmış olalım, di mi?

Reklamlar

27 thoughts on ““Akşamdan suya basarım ben onu, sakkkızzz gibi olur!”

  1. Kamu spotu şart, çok da güzel olur. Kalır akılda, camilerde hocalar siyaset yapacaklarına imanın şartlarını temizliğin önemini de anlatabilir. teravih e gidildiğinde ter ve sarımsak kokusundan ölmemek için, Tabii okullarda da bunu eğlenceli hale getirip yarış yapılabilir. Mesela kapak toplanma kampanyası ile bir çok insan görüyorum şişeyi fırlatıp atarken kapağı cebine koyuyor ki gidip kutuya atabilirsin, sırf engelli birine yardım olsun diye. Bence herşey eğitim

    • Çok doğru. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kendi sitesine bir çocuk köşesi yapmış aslında. Yetmez ama evet’sel bir site. İyi niyetli ama geliştirilebilir! Bu dediklerini de mektubuma ekleyeceğim. Teşekkürler…

  2. Yarama tuz bastın, en son adaya gittiğimde iner inmez geri dönmek istedim, her yer çöplük içindeydi, bir ara yürürken önümüzde köpeğini gezdiren gayet modern bir hanım vardı, köpeği kakasını yaptı, kadın oralı olmadı, dayanamadım onu almayacak mısınız dedim, hayır almayacağım dedi, hani yaşlıca olmasa kavgaya tutuşacağım, sonra bir tanesi su içer şişeyi yere atar, ben uyarsamda o kadar yüzsüz olmuşlar ki üzerlerine alınmıyorlar bile, adalı olsam asla rahat vermezdim böylelerine, temiz hava alalım, gezelim, keyiflenelim diye gidip böyleleriyle karşılaşıp sinir olup keyifsizce eve dönüyorum. Ben gördükçe uyarıyorum, genelde çocuklar alıp çöpe atıyorlar ama malesef büyükler oralı bile olmuyor. Eh büyükleri bunlar olunca küçüklerini varın siz düşünün. Ceza kesme işi için halktan gönüllüler seçilebilir. Evde kağıt, plastik, cam şişe geri dönüşüm kutusu bulunduran, halen mavi kapak toplayan, atık yağları dökmeyip biriktiren ben gönülden gönüllüyüm 🙂

    • Songül bak çok önemli bir konuyu atladığımı fark ettirdin. Yani ilk yazarken bunu da yazmayı planlamıştım: geri dönüşümün evde ayrıştırılması! Eloğlu bunu 15-20 yıldır çok etkin yapıyor.

      Köpek gezdirenler ve geri dönüşüm de listeye eklenmiştir efenimmmm…

  3. Her seyin basi egitim , cok katiliyorum. Ama bana gore ana sorulardan biri de bu ; egitim verilmek isteniyor mu ? Bu guzel fikirleri alirlaar, yandas yonetmene bir kamu spotu yandas sanatcilarla yaptirirlaar, yandas kanallarda oynatirlaar.. ee maliyetlerin odemeleri de gene bizlerin cebinden….Cocuklugumda bir donem hollandada bulunmustum , cok kisa bir donem, orada insanlar sabahin erken saatinde kapisinin onune cikar fosur fosur kaldirimini, komsununki henuz yikanmamissa bir de hizini alamayip onunkini de parlatirlardi..
    Off gene butun negatifligim tuttu: bunlardan hic bir sey olmaz, cunku istemezler, ama
    butun pozitifligimle cani gonulden butun STK ve benzeri calismalardan da sonuna kadar evet sonuna kadar umutluyum. Keske kendi olanaklarimiz olsa da butun bunlari kendi basimiza becerebilsek..
    Bir zamanlar okumustum, belki sizler de okumussunuzdur, İtalya nin guneylerinde bir minicik bir adaya bir adam tasinmis- muhtemelen- minicik bir kaya parcasi ve bir bayrak dikip kendi imparatorlugunu ilan etmisdi. Sonra İtalya adama savas acacagini aciklamisti. .sansasyonel ve bir o kadar guzel ..neyse konudan konuya oldu her zamanki gibi..
    Deneyin bakalim bir sey cikar mi , en azindan ‘ kus kafesi’ ndeki gibi ‘ hic olmazsa denedik’ deriz..
    Tertemiz dusuncelerinize bin sevgi,

    • Ya evet, hiç olmazsa biz düşündüğümüzle kalmış olmayıp, bildirelim. Sonrası top devlet büyüklerimizde! Bakın bir süre Orman Bakanı’na twitter’da musallat oldum. Açılışlar, iftarlar vb duyuruyordu tam o yangınların en yoğun olduğu dönem. Artık yangınlarla ilgili de bilgi vermeye başladı. Söndü mü, nasıl müdahale edildi vb bilgi veriyor artık.

      • İns. derim…. MEB. e musallat olmaya ne dersiniz ? Son aciklamalari var ebeveynlere : erkek cocuklarin uzerine gitmeyin kizlari iyice bi denetleyin babinda – ciddi bir cinsiyet ayrimciligi – …cok sevgiler,

      • O kadar çok bakanlığa o kadar çok söylenecek şey var ki! Sağlık bk. İlik bankası ve doktorların korumasızlığı, spor bakanlığına dopingler ve sporculara sahip çıkılması, aile bakanlığına kadın cinayetleri, tecavüzler… Ben dedim oldu değil amacım. söylenmek yerine harekete geçince birşeyler değişiyor. Yani aman be demeyin görüşünüzü iletin. Ses çoğaldıkça sonuç alırız. Bakanlara ulaşmak herkes için çok kolay.

  4. Aman be der miyim hic? Oyle olsa tiklamam bile… benim ‘ sekter’ ligime verin gitsin..Blog yazarinin okuru ya da takipcisi ile iste bi de boole ugrasmasi gerekiyo.. Her sey guzel ulke,guzel insanlar, iyi insanlar icin.. Sevgiler,

      • :)) bir minik bilgiyle belki ufuk acarim- pek de alakasi yok aslinda gunumuzle- deyip bitireyim : 1930 lar basinda , dusunun yani Kurtulus Savasi sonrasi,Cumhuriyet bir bebek, Istanbul bitden kiriliyor. Oyle bir fakirlik,oyle bir caresizlik,oyle bir akin var ki Istanbul a ..o zamanin valisi,belediye baskani muhtemelen Ataturk un bilgisi dahilinde – emin degilim bundan tabii ki- careyi eminonu,fatih ve cevresindeki – nedeni muhtemelen en yogun yerlesim birimleri olmasi o donemde – toplu tasimalarda ve evsizlerin barinaklarinda kontroller yaptirmakda buluyorlar. Bitlilerin elbiseleri yakiliyor, kendileri hamamlara gondertilip yikanip temizlettirilip, yeni giysiler verilip anadolu ya yol,demiryolu isleri icin calismaya gonderiliyorlar. ( kadinlara nasil bir muamele yapildigi hakkinda bir bilgim yok) Boylece evsize,issize is,as,ekmek,yatacak yer saglanmis oluyor ayni zamanda. Sevgiler ve kolay gelsin,

  5. bkz: şartlamak/şartlanmak/şart olsun

    üç ila kırk kere su döküp arıtma işlemi şartlamak. şartlı temizlikten kastı bu.

    fikirleri bakana yazmak yerine, kendin/kendimiz uygulamaya koymalıyız. bakanlık dediğin de senin benim gibi insanlar.

    bugün binanın önünde sekiz tane çocuk çekirdek çitliyor.
    “kabukları yere atmak yasak” dedim. “atmıyoruz teyze” dediler. “aferin” dedim. aynı anda binaya giren hacı amca, “çocuklara da herşey yasak” diye söylendi. bırakalımmış özgürce oynayıp yaşasınlarmış.
    yarım saat sonra tekrar dışarı çıktım. çekirdek kabuğu yok ama biri sakızını tükürmüş yere. amcanın ayakkabısına yapışsın da göreyim..

    okulda, camide, tv’de gördükleriyle iş yapmaz insanlar. anadan babadan görecek.
    üç yaşındayken kızım, yediği şekerin jelatinini minicik cebine sokuşturmuştu. Biz mi söyledik? yoo, ama bizden gördü..

    geometrik olarak artacak temiz insan sayısı. ben iki kişiyi eğiteceğim, iki kişi diğer ikişer kişiyi. ettik 7!
    sonra miss…

    bu arada, ben de bayramda adadaydım. 3.5 lira motor parasını bastıran gelmişti.
    türlü çeşitli insan müsveddesine hayretle baktım. Evinde sokağında yapamayacağı şeyi başkasının evinde, sokağında umursamadan yapmaktaydı insanlar. İstanbul’u batırdık, bari Adalar temiz kalsın. Ada girişi ücretli ve pahalı olsun!

    Görüşümü buraya iletir, selam ederim.

    • Teşekkür ederim, kapı önündeki çocuklar direkt gözümün önüne geldi. Ve de amca suratı hafif ekşi sakızı sıyırmaya çalışırken:P Heheee

      Bakanların senin benim gibi insan olduğuna katılmakla birlikte, hiçbirinin konumu gereği senin benim gibi olma lüksüne sahip olmadığını düşünüyorum. Eğer asli görevi yerine Mısır’a 4 yapıyor, açılışa katılıyor, iftar fotosu koyuyorsa, ona maaş aldığı görevini yapması gerektiğini hatırlatmak/ ya da bir fikrimiz-şikayetimiz varsa dillendirmek vatandaş olarak bizim asli görevimizdir bence. Aslında sen de öyle düşünüyor olmalısın. Hakkında yazın bile öyle diyor, ters giden bir şey oldu mu hemen belediyeye bildiriyorsun filan. Benim demeye çalıştığım da öyle bir şey. (Bir süredir yüzleri görmeden bloglardan tanışmanın verdiği samimiyetle sen dememde mahsur var mı? Varsa size geçebilirim???)

      Çocuklara çizgi film şeklinde, büyüklere parodiler şeklinde, piknikçilerin yanında megafonla veya teke tek dolaşıp anlatarak, ikna ederek yol alınacağını da düşünüyorum.

      Haa biz yine aynen yukarıdaki gibi uyarmaya/kişisel mis çabalara devam. Çocuklarımız zaten bir ambalajı bile çöp bulana kadar cebinde dolaştıranlar familyasından, herkes öyle olana kadar devam!

      Ya bir de ada girişi paralı olmasın yav! Temizliği paralı insana özel kılarak sağlama fikri çok acımasız! Ne tertemiz ama parasızlar var, ne eşek yüküyle parası olup (aynı köpek gezdiren kadının köpek pisliğini bırakması gibi) insan olamamışlar var. Başka bir yol bulalım. Üff ne bileyim.

      • Guzel bacım, elbette “sen” diyebilirsin, ne demek.. :))

        Diğer konu :
        Şurada on dakika otoparka giriyorum, 5 ila 8 lira para ödemem gerekiyor. Ada girişi de kallavi bir ücrette olmalı.
        Beach’ler 30-40 lira giriş ücreti almasalar, talan olur oralar.
        Ada’nın , Adaların elli yıl önceki halleriyle kalmasını, İstanbul’un bugünkü durumuna düşmemesini garanti etmenin tek yolu bu. İstanbul’un olması gerektiği yer Ada.
        Kafa dinlemek, huzur bulmak istiyorum. Eski romanlardaki havayı teneffüs etmek, yeşil alanlarda (kebap dumanı içinde kalmadan) yürümek istiyorum. Bir tür milli park olmalı adalar.
        Gelenler bir nebze daha klas olursa, oranın esnafı da daha çok kazanır.
        Ortam züğürt çiftlerin koklaşma mekanı olmaktan da çıkar. Gariban parasızlar bir zahmet sahilyolunda takılmaya devam etsinler. ADALARIN BİZDEN KORUNMALARI LAZIM.

        Öyle yani. eşek yüküyle parası olan zaten İstanbul’da mı tatil yapar? Atlar uçağa bodrum senin marmaris benim…

      • Ada’lar platformu geçenlerde toplandı ve gösteri yaptı. Karşı çıktıkları şeylerden biri de burada Arap’lara mülk satışı serbestliğiydi. Malesef Arap’larda para var. Ve malesef eğer Ada girişi paralı olursa Ada bizden korunacak evet, ama başka bir istilaya uğrayacak. Görgülü gariban yerine, köpeğinin pisliğini ortada bırakan sonradan görme veya kapkara kapanmış, erkeğin arkasına sıralanmış Arap’lar olacak…diye düşündüğümden. Yoksa paralı olmuş olmamış bana ne, gitmem etmem.

      • Araplara da mulk satilmasin, onu da desteklerim.

        Hic bir görgüsüzlük istemiyorum. Film seti gibi olsun, hollywood studyolari gibi. El değmeden korunsun. Gec bile kalındı.

  6. Benim diyeceğim şu, ben senin yazılarını okurken kakarakikiriiiiiii oluyorum. Temizlik konusunda önerim yok çünkü zaman zaman obsesifim malum bu konuda ama blog yazılarına önerim var. Başına bir işaret koysan da kamusal alanda okunur/okunmaz diye….Kafenin orta yerinde kahkahalar atmasak rezil olmasak nihohahahahahahahah

    • Banane banane koymam işte! Bütün yazılar acıklısı, gülücüğü hepsi her yerde okunsun. Okuyan gülsün. Onu gören daha da gülsün. Bulaşsın, büyüsün.

  7. Çok manidar bir konuya değinmişsin, tespitler son derece yerinde, alkışlıyorum. Çocukluğumuzda Ayşegül-Ali Atik çiftinin oynadığı temizlik temalı (elleri yıkamak, koltuk altıklarını temizlemek, kolonya kullanmak raddesinde!) kamu spotları olduğunu hatırlıyorum. O zaman bana bu ‘eğitim’ ne kadar primitif geldiyse (bunun olmadığını düşünemiyordum sanırım) geçen zamanı düşününce bulunduğumuz yerin daha da primitif olduğunu görmek acıklı. Sonuna kadar destekliyorum.
    Ben bir köpek sahibiyim. Köpeğimle yürüyüşe çıktığımda yanımda torba bulunduruyorum. Kakasını yolda, kaldırımda yapma durumunda muhakkak toplayıp çöpe atıyorum. Aynı şekilde köpek sahiplerinin bu ve çevreye saygı konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Bu fikri de canı gönülden destekliyorum. Sevgiler..

  8. Çocukluğumdan hatırladığım bazı kareler var aklımda. Temiz olmak için öyle çok pahalı şeyler kullanmak gerekmez, sadece bir tek sabunla bile temizlenir, mis gibi sabun kokarsın gibi birşeydi…
    Çok haklısın gerçekten, evler pırıl pırıl temizleniyor ama bunları yaparken terlemiş olan kadın, kendi bedeni için hiçbir temizlik yapmıyor ve ter kokusu içinde ışıldayan evinde rahatlıkla oturuyor.
    Bu konu ile ilgili yapılacak tanıtım filmleri konusunu kesinlikle destekliyorum. Bu kadar temizliğin imandan geldiğine inanan bir toplumun yüksek bir yüzdesinin, ter kokuyor olmasını hiç anlayamıyorum…

    Sevgiler gönderiyorum Ankara’dan 🙂

  9. Benim bu temizlik ve çöp konusunda çok çılgın, radikal ve kesinlikle sonuç vereceğine inandığım bir fikrim var ama uygulayacak babayiğit kişi/kurum bulunur mu bilmem. Evet eğitim şart ama bizim insanımız henüz aldığı eğitimi de uygulamaya gönüllü olmayacağı için eğitim bu işi çözmeyecektir. Düşünün; bir çöpü yere değil de çöpe atmak gerektiğini üç aşağı beş yukarı herkes biliyor değil mi? Ama uygulayan? Bizim insanımızı biraz zora koşmak lazım. Çözüm (bence) son derece basit: Önceden bilgilendirmek suretiyle belediyeler temizlik işini örneğin önce 1 hafta, sonra 1 ay, sonra 3 ay gibi süreler zarfında askıya alacak! Ancak sadece çöp kutuları toplanacak. Yani mahalleden çöp kutusu alınacak ama ne yer süpürülecek, ne yıkanacak. Dolayısıyla o yere atılan dökülen her neyse aynen orada kalacak. Kesinlikle belediye temizlemeyecek. Artık pisleten mi temizler, yoksa o mahalle birlik olur mu temizler bilemem. Böyle olunca mesela o adaya gelen ziyaretçi hele bir yere bişey atsında görün bakalım ne oluyor! Çöp bilinci bizde güzellikle ve eğitimle değil, zoraki ve mecbur ederek kazandırılacak en azından bu konuda. Bu da benim fikrim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s