Ah dede vah dede sen neymişsin sen? Dillere düştüm senin yüzünden


Bu yazı misafir sanatçı OzGuN TD tarafından yazılmıştır.

Öncelikle,

Kalbi kadar temiz web sayfasında bana da yer verdiği için öncelikle ablam, daha sonra görümcem, akabinde sırdaşım ve son olarak da arkadaşım Esra’ya teşekkür ederim.

**

İsten çıkmaya ramak kalmıştı ki, yaşlı bir dede elinde bastonu ile kımıl kımıl okulun dış kapısından içeri girdi.

Hemen kapıdaki kalabalığa gitti gözüm, bizden bir kaç veli ve çocuk kapıda giriş çıkış yapıyordu. Normal düzen işliyor ancak dedeyi gözüm bir yerlerden ISIRMIYORdu!

Dede nihayet ofis bölümünün ana kapısından içeriye girdi, ben de hemen müdire hanıma baktım ve kaş göz hareketi ile ‘’KİM’’ mimiği verdim ve sessizce ‘’dede, dede’’ cevabını aldım, mimiklerle.

Dış kapıyı bahçedeki veliler açmış, içeriye veliler almıştı. Demek ki, bizim çocuklardan bir tanesinin dedesiydi, torununu almaya gelmişti. Mıy mıy dede, bir tehlike arz etmiyordu.

Bunları aklımdan geçirirken, dede odamın kapısından uzandı:

– “Evladım, çok kötu durumdayım, tuvaletinizi kullanabilir miyim? ” dedi.

Normalde öküz bir tarafım yoktur ancak o gün sanırım biraz nemrutluğum üzerimdeydi. Biraz da tereddütlü;

– “Tabi, ilerde sağda”  dedim.

(İnsan kalkar, yaşlıya yol gösterir değil mi? Ama yok, nedense o sırada geldi bana bir öküzlük.)

Dede suratıma baktı… baktı… Dedim herhalde anlamadı. Biraz yüksek bir sesle tekrarladım ama olacak gibi değil. Dede anlamamakta, ben de yerimden kalkmamakta ısrarcı olunca, müdire hanım  “gel göstereyim ben sana dedeciğim” diye ayağa kalktı.

Ben yine bir göz kaş işareti, müdire hanım dedenin arkasından acıyan bir ifadeyle “dede, dede” mimiği… Aldı götürdü dedeyi tuvalete.

Bütün eşyalarını toparlamış olan ben “haydi şu dedeyi de uğurla da öyle çık Özgün” dürtüsü ile oturdum masama.

15 dk kadar sonra, “Allah razı olsun evladım, okul mu burası, kreş mi, nedir? sorusu ile dede ufukta göründü.

Biz de, (ben, müdire hanım ve o sırada yanımızda bulunan nöbetçi öğretmen);

– “Ne demek dede! Evet okul” diye cevap verdik.

Dedenin yavaş yavaş yürümesi bizi  “bitse de gitsek” moduna çoktan sokmuştu ama yaşlı diye sebat ettik. Nihayetinde, dede ofisten çıkmayı başardı. Ben hemen müdire hanıma;

-‘’Kimin dedesi bu?’’

Müdire hanım;

-‘’X öğrencimizin Özgün Hanım, gördüm annesi kolundaydı,  kapıdan içeri soktular’’ dedi.

Ben de biraz kontra gittim sanırım;

-” Üvey mi ki? Hiç benzemiyorlar. Ayrıca, dedesiyse insan tutar kolundan tuvalete kadar eşlik eder, kapıdan bırakmak olmaz ki.’’

Müdire hanım;

-‘’x öğrencimizin Özgün Hanım, gördüm annesi kolundaydı,  kapıdan içeri soktular’’ dedi.

Ben de biraz kontra gittim sanırım;

-” üvey mi ki? Hiç benzemiyorlar. Ayrıca, dedesiyse insan tutar kolundan tuvalete kadar eşlik eder, kapıdan bırakmak olmaz ki.’’

Müdire hanım;

– “Valla Özgün Hanım beraberlerdi”.

(Kamera sistemi benim oturma pozisyonuma ters bir konumda olduğu için ısrar edemedim ama yine de;

– ” Valla ben beraber görmedim onları’’ dedim ve ekledim; ‘’Bu dede nasıl kokuyor böyle yahu’’?

(Ben konuyu uzatmayıp değiştirdiğimi düşünsem de aslında asıl soruna parmak basmışım meğer.)

Bir insan evladının nasıl bir ter kokusu ile çevrelenebileceğini az çok tahmin edersiniz. Lakin bu terle karışık b*k kokusu gibi bir şeydi. Hani insanı ayıltıp sonra bayıltan cinsten olanı.

(Laf aramızda muazzam bir koku yeteneğim vardır, yani her zaman köpek sahibine benzemiyor, sahibi de köpeğe benzeyebiliyor )

Doğal olarak müdire hanım hemen spreye uzandı ama ben;

-“Yok, olacak gibi değil, koku dedeyi takip ediyor. Bu koku tuvalette de yer etmiştir. 2 güne anca çıkar” dedim.

Bunun üzerine müdire hanım hemen temizlik sorumlusunu aradı ve tuvaleti temizlemesini söyledi. Bu arada dede de anca çıktı okulun dış kapısından. (e karı kısmının çene hızı ile kimse yarışamaz ne de olsa, dakikada bin beş yüz kelime 🙂 “.

Bizim eller, ‘’burun ve ağız tıkarken, temizlik sorumlusu bastı çığlığı;

-‘’Ayyyyy bu ne?

Dedim n’oluyor?

Herkes bir anda tuvalete koştu.

Temizlik sorumlusu tuttu kolumdan;

-‘’Özgün Hanım emin misiniz?’’

Dedim;

-‘’Kızım bak git! Çığlık atmasaydın o zaman, eminim tabi’’

Anaaam! Emin olmasaymışım keşke. Askerlik de yapmadık tabi, alışık değiliz bu tip tuvalet manzaralarına.

Bir insanın tuvalete s*çma kombinasyonları benim için o dakikaya kadar tekti.

Tuvaletin ortasına s*çarsınız ve sifonu çekersiniz, belki bir kere daha çekersiniz olay kopar gider ve biter. Kaldı ki insan vücudundaki katı atık çıkışı da tek açıdan s*çmaya müsaittir diye bilinir!!

Yani klozete oturarak;

yan duvara s*çamazsınız

– ne kadar yakın ya da uzak olursa olsun lavabonun kenarına s*çamazsınız

-kakaya havada parende attırıp lök diye yere yapışmasını sağlayamazsınız

Ama maalesef bunu yapabilen insanoğlu aslında çoktan anasının karnından doğmuş da biz yeni görmüşüz.

Ben bu olağan üstü yeteneği görünce fırladım dışarıya.

Kapıdaki veliler yüzümün o güzel rengini görünce;

-‘’Ay ne oldu Özgün Hanım?’’ dediler ki hiç yapmayacağım bir şey dedim,

-“Nah böyle duvara, yere, kenara, lavaboya, kapıya s*çmış şu demin çıkan dede” dedim.

(Benim veli nimetlere verdiğim bu cevap okula yayıldı tabi, şimdi hatırlayıp hatırlayıp gülüyoruz)

Neyse, veliler kendilerini bile suçladı;

– Çok acil olduğu için biz gönderdik içeriye, kusura bakmayın’’ dediler ama..

Ben duymadım bile konuşulanları;  vurdum yola,  indim aşağıya, çıktım yukarıya, tamamladım okul çevresinde tam turu!!!

İkinci olağanüstü durum ise, demin mıy mıy yürüyen dede “deparlamış’’!!

Bu kadar ‘’kımıllıkla’’ nereye gider?

Yok yok yok!

Yakınımızda olan mezarlığı ziyarete gittiğini varsayarak attım ‘’cıbıl’’ halimle kendimi mezarlığa, yanıma da aldım temizlik görevlimizi, bir sağa bakıyorum dua ediyorum, bir sola bakıyorum küfrediyorum. Temizlik görevlimiz de süklüm püklüm,  oradan oraya peşimde.

Mezarlıkta sağa sola baka baka bana bir huzur geldi tabi!

Ya Özgünüm dedim; ‘’bugün varsın, yarın yoksun, ha düzgün s*çmışsın ha s*çamamışsın, eninde sonunda toprak olup gitmeyecek miyiz, sakinleş’’ .

Mezarlık görevlisine derdimi anlattım, ‘’gördün mü görmedin mi’’ diye sordum, ‘’yok’’dedi görmedim de ‘’abla ya bir şey soracağım sana; bulsan dedeyi ne yapacaksın ki? dedi.

Hemen cevap verdim;

Ne mi yapacağım? Tabi ki de bir şey yapmayacağım. Sadece sormak istiyorum:
Böyle mi s*çılır be dede?  Hadi bari s*çtın, yaptığın b*kun arkasında dursana !!!!

Not: İnsanlık hali bunlar olabilir ama her zaman insan yaptığının arkasında durmalı :)Yaptın madem; ‘’kızım ben ettim, batırdım, s*çtım” deseydin de, mide bulantımıza ve sinirlerimize bir nebze merhem olsaydın be dede.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s