Ne kadar?


– Anne bana bu şarkının olduğu cd’yi alır mısın?

– Alırım kızım.

 

Bahsettiğimiz şarkı Şebnem Ferah‘tan “İstiklal Caddesi Kadar”.

Aslında bu şarkının olduğu cd’yi geçen sene bu zamanlar Aytuğ almış. Arabada bir iki kez dinleme teşebbüsünde bulunduk. Bir türlü ısınamadık şarkılara ve bir grup seyahatinde, cd’yi bizimle konvoy oluşturan diğer arabaya transfer ediverdik. Onlar kıymetini bilmişlerdir umarım. Halbuki yeni bir cd’ye ısınana kadar en az 5 kez dinlemeli kuralını unutmuşuz!

Şimdi Ayça Sultan istiyor diye bir daha alacağız ne yapalım?

Şarkıyı biliyor musunuz? Belki 15-20 kez radyoda dinledim. Sözlerine hiç dikkat etmemişim:

Alnımdan akan ter
Sana hiç değmedi
Gözümden damlayan yaş
Denizi bulmadı.

Bir sokak gördüm rüyalarımda gecelerce
Hiç sana çıkmadı.
Sadece yarım saat tutuştuk elele

O saat durmadı.

Düşünüyorum,
Ne kadar sevmiş olabilirim?
Düşünüyorum,
Sen ben gece ve bir yol.
Başka birşey
Yok elimde hafizamda.
Düşünüyorum,
Ne kadar yer etmiş olabilir ?

İstiklal caddesi kadar.
İstiklal caddesi kadar.

Anları birer birer
Topladım sakladım.
Tarihin ortasında
Gelecek aradım.

Hücreme girdin,dokundun hucrelerime
Buluttum,damladım
Cümleler kactı dagıldı dört bir tarafa,
Sadece noktayım.

Düşünüyorum,
Ne kadar sevmiş olabilirim?
Düşünüyorum,
Sen,ben,gece ve bir yol
Başka birşey
Yok elimde hafızamda
Düşünüyorum,
Ne kadar yer etmiş olabilir ?

İstiklal caddesi kadar
İstiklal caddesi kadar

 

 

“Düşünüyorum, ne kadar yer etmiş olabilir?” diye soruyor ya şarkıda.

Sadece İstiklal Caddesi kadar olmadığı kesin.

Sorunun cevabı belki de “Bu şarkıyı yazdıracak kadar” olmalı.

Bahar gelince,

Her taraftan yeşil, her taraftan bahar dalları gözünün içine içine girince, burnunun içine içine kokunca,

Böyle şarkılar (tık) dinleyince, kulağından geçip kalbini cızzz ettirince,

Böyle yazılar (tık) okuyunca, baharı içine de kabul edince,

Çocukluğundan bir arkadaşını yeniden bulup onunla laflayınca …

 

…insan ister istemez kah kah kih koh yerine böyle içli hisli yazılar yazıyor işte.

Diyeceğim o ki:

Yüreğime -bir sebepten- gelip oturmuş, gitmeyen insanlar var. Kimi kendi bile bilmiyor orada olduklarını, kimininse ben bile unutuyorum varlığını, ta ki bir şey onları hatırlatana dek.

Kimini İstiklal Caddesi kadar seviyorum.

Kimini İstanbul kadar.

Kimini de dünyalar kadar.

Uzaktan, beklentisiz, kızmadan, küsmeden, gözünün içine sokmadan, her seferinde yeni baştan ve ama kaldığı yerden.

Sessiz, sedasız.

**

Yalan söyledim. Sevgim beklentisiz değil!

Yüreğime buyur ettiklerimin beni sevmesini, bana değer vermesini BEKLİYORUM

Yani bir ağacı da sevebilirim, o bana “ben de seni seviyorum” diyemez. Bana değer verdiğini hissettiremez.

Sevdiklerimin o ağaçtan bir farkı olmasını BEKLİYORUM..

Şimdi aynı cümleyi ağaç yerine  odun koyarak, yeniden okuyunuz!

 

 

Aslında bunun ardından öyle dünyama girivermiş insanlardan bahsetmek istiyorum-aralarında komik rastlantılar var çünkü. Ama “arkası yarın” demeye cesaret de edemiyorum, şimdi rüzgar başka taraftan eser yazmak istemem filan.

Neyse “ya kısmet”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s