Okur Yazar


Cuma’ları, ailece ağzımızı ayıra ayıra Yalan Dünya’yı seyrediyor, göbeğimizi hoplata hoplata gülüyoruz!

Aytuğ, Ela’ya Deniz karakterini oynayan Gülse Birsel’in aynı zamanda, o oynadıkları şeyleri yazdığını, bunun çok zor bir şey olduğunu, Gülse Birsel’in alkışa şayan bir şey yaptığını söylemiş.

Sanırım Ela da babacığının gözüne girebilmek için elinde aşağıdaki taslakla çıka geldi: “Anne hadi kitap yazacağım. Ben söylüyorum sen yaz.”

1-İlk Zaman

İpek, Aslı ve Mert üç kardeştiler. Annelerinin sözünden hiç çıkmazlardı.

2- Nefis Bir Sürpriz (Aaa ben süpriz yazmışım, neyse sen yanlış varsa düzelt)

İpek, Aslı ve Mert annelerinin sözünden hiç çıkmadığı için anneleri onlara nefis bir sürpriz hazırlamıştı: pastaaaa (Anne pastanın sonuna birkaç “aa” koy, coşkulu olsun)

Mert pastayı görünce bir çığlık attı: “Yaşasın pasta. Pastayı çok severim. İpek, Aslı baksanıza pasta.”

“Mert, biz de çok sevindik.” dedi Aslı. “Anne, teşekkür ederiz.” dedi İpek. (Anne maillerine bakma. Dikkatim dağılıyor.) Hepsi, çılgınlıktan uçuyorlardı. Pastayı bir an önce bitirip, oyuna koştular. Anneleri: “Çocuklar, niye bütün pastayı bitirdiniz? Babanızla bana kalmadı?”

3- Aslı Ne Oldu?

Yemekten sonra Aslı dışarıya çıktı. Bir de ne görsün, üstüne doğru gelen üç sokak köpeği! (Soru işareti değil, ünlem koy ünlem. Şaşırmış çünkü.) Aslı çok korkmuştu. “Anneciğim” diye bağırdı. Ama Aslı en büyükleriydi. Korkmamalıydı. O hayatında binlerce köpek görmüş ve sevmişti. Hemen eve doğru koştu. Annesine sarılıp, yatağına girdi. (Üff ne zormuş yahu. Kaç bölüm var daha?) Ertesi sabah, Aslı kardeşlerine akşam neler yaşadığını anlattı. Kardeşleri bu duruma çok kızmışlardı. Üç kardeş, o köpeklerin zehirlenip zehirlenmediğini anlamak için oraya gittiler.

4- Heyecanlı Dakikalar

Köpekler ortada görünmüyordu. (Anne bu bölüm de bu kadar olsun.)

5- Yakalanma

Fakat az ileride bir adamın gölgesi göründü. Çocuklar ne yapacaklarını şaşırdılar. Eğilip saklanmak zorunda kaldılar. Ne yazık ki adam fenerini getirmişti. Tesadüfen içeri girerken, fenerin ışığı çocuklara doğru gelmişti. “Olamaz” diye bağırdı Aslı. “Fener bize doğru yansıyor. Kaçmalıyız hemen.” Derken, kardeşleri ona hiç aldırmamışlardı. Aynı şekilde bir kere daha bağırdı.

6-Polis ve Mahkeme

(Yaa biraz da sen söyle. Ben yoruldum. Neyse neyse. Devam ediyorum.) Adam: “Sizi polise, mahkemeye vereceğim.” diye bağırdı. “Biz senden korkmayız.” dediler. “Sen bizce hırsızsın. Yoksa niye el alemin köpeklerini zehirleyesin ki?” Adam korkmuştu. Evet, hırsızdı. Ama çocuklara neydi? (Mahkeme, polis filan olmadı. Olsun Böyle de olur, di mi anne?)

7-Yuvaya Dönüş

Eve dönerken, büyük bir sevinçle döndüler. Kendileriyle gurur duyuyorlardı.

8- Mutlu Son

Hikayenin sonu İpek’in doğumgünüyle bitti. İpek’in doğumgününde olanlar: hediyeler gelmiş, oyun oynanmış ve İpek tebrik edilmiş. (Anne başka ne olur bir doğumgününde? Tamam tamam burada bitsin artık, yoruldum )

S O N

Ela’nın lafının üstüne söz söyleyecek değilim.

Ama bu sürükleyici “yazma” hikayemden sonra sizlere bir de “okuma” hikayesi anlatacağım; bir oyunda sobelendim de. Banu tarafından.

Benim okuma ritüelim, bir ritüelimin olmaması.

  • Okuduğum bir hikaye kitabıysa, ya da şiir, ya da karikatür; o zaman seçmece gidiyorum. Kitabı açıp gözüme kestirdiğim sayfadakini okuyorum. Sonra o, sonra öbürü. En son da baştan sona (ya da sondan başa) bir tarıyorum atladığım sayfa var mı diye.

  • Romansa eğer, ve çok sararsa, sabahlamak pahasına bitiriyorum. Bazı romanlardaki gibi 2 farklı hikaye 2 koldan ilerliyorsa, o zaman, bölüm atlayıp, beni daha çok saranı önce bitirip, sonra bana göre ara süsleme olanlara geçiyorum.

  • Bazen de elimde süründürüyor, süründürüyor, süründürüyor; sonra da gözümün önünden kaldırıyorum. (Şu sıralar bu dönemdeyim mesela)

  • 2-3 kitabı eş zamanlı götürdüğüm de oluyor. Ondan bir bölüm, sonra tekrar diğerine dön.

Özetle, benim kitap okumam “Çantamın İçi Gibi Karmakarışık.”

Bu, bilen biliyor, benim kitabımın adı.

Çıkmamış kitabımın:) (Hatta henüz yazılmamış.)

Reklamlar

8 thoughts on “Okur Yazar

  1. Ela super tutar bu dizi, ayrıca Esra cıgım kitap okuma stillerimiz ne cok benzesiyormuş ben de tasvirleri falan atlıyorum cogu zaman, sıkılıyorum okurken, aslında 10 sayfa da bitecek bı hikayeyi niye bu kadar uzatmış diye de kızıyorum yazara.

  2. Maillerle dikkatini dağıtanlardan biri bendim. Şimdi utandım kendimden, böyle önemli bir eserin çıkışını baltalamışım diye. Ben “çılgınlıktan uçma” kısmına koptum. Güzel güzel, devam Ela… Sen annenden önce çıkarırsın kitabı.

    • Ay Selgin güldürdün beni yorumunla, doğru fırça yediğimde onun düşünmek için duraksamasını fırsat bilip sizden gelen maillere bakıyordum meraktan. Öyküde benim favori kısmımsa “Ama Aslı en büyükleriydi. Korkmamalıydı. O hayatında binlerce köpek görmüş ve sevmişti. Hemen eve doğru koştu. Annesine sarılıp, yatağına girdi.” kısmı.

  3. Esra Selam,
    Orhan’ın kayınbiraderlerinden biri yapımcı. Kendisi de bir ara senaryo yazdı. Ben o camiadan birkaç senaryo örneği gördüm. Diyebilirim ki, senin elden geçirdiğin hali, seyrettiğiniz o dizinin bir bölümü için yeterli. Gerisi anlamsız bakışmalar, gereksiz teatral mimikler, tekrarlar ile dolduruluyor. Ela’yı tebrik edip yanaklarından öpüyorum.

    • Vallahi ben sadece Ela’nin dikte ettirdiklerini yazdim. Kelimesine dokunmadim. Dokunsam 2. Bolumun sonunda annenin lafinin sonuna bir dedi eklerdim:) hikaye tamamen Ela’ya ait!

  4. Bir de ayna karşısında ağlama sahnesi olmalıydı.Sen yaz Elacığım.’KİMSE OKUMAZSA BEN OKURUM’

  5. Anneanne silindi mi ne?Uzaklaşınca listeden çıkmışız herhalde.Heeey,ben anneanne…..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s