Reiki Serisi 3buçuk – Sezon Finali


Gelen hanım, Fikriye Hanım’ın arkadaşı Gün Hanım isimli emekli resim öğretmeni bir hanımdı. O da saçlarını boyamadan gri-beyaz bırakmıştı. Çok hafif bir makyajı vardı. Birbiriyle uyumlu fuları, pantolonu ve kazağıyla pek zarif duruyordu. Beşiktaş’tan geliyordu, gelirken çayın yanında yemek için Hasanpaşa getirmişti. Kemalpaşa’yı biliyordum ama Hasanpaşa’yı ilk defa duymuştum. Beşiktaş’ta çok eski bir fırının adıymış.

Biz uyumlama alırken, bizi oraya götüren Ayşe masayı kurmuş, çayları servis etmişti. Sanki dünyanın en doğal şeyiymiş gibi, sadece 1 saat kadar önce tanışmış 5 kadın masaya oturduk. Çaylarımızı yudumlarken Ayşe, masadaki ıspanaklı börekten, Hasanpaşa’dan ve diğer hamurişlerinden tabaklarımıza koydu.

Masadakilerin yüzüne baktım, kimsede bir garipseme yoktu. Herkes gayet durumlarından hoşnut görünüyordu. Benim aklımdaysa “Bu insanlar bana karşı niye bu kadar iyiler” sorusu dönüp duruyordu.

Ayşe,dediğine göre Erzincan’lı bir ailenin kızıydı. Sormadığım için öğrenmediğim bir sebeple Bebek’te oturan Fransız bir beyle Türk karısına evlatlık verilmiş, onlar öldükten sonra da o evde oturmaya devam etmişti. Çocuk Gelişimi mezunuydu, kısa bir süre anaokulu öğretmenliği yaptıktan sonra, anladığım kadarıyla velilerle uğraşmaktan bıkmış (Allah Allah niye ki???) kimsesiz çocuklar ve ev hayvanları ile ilgili işler yapmıştı. Sadece ev hayvanları değil barınaktaki sokak hayvanlarıyla ilgili de aktif olarak çalışıyordu. Yine satır araları anlatılanlardan çıkardığım kadarıyla tedavi amaçlı masaj konusunda da bir uzmanlığı ve hatta tanınmışlığı da vardı. Kendiyle, hayatla barışık bir havası vardı. Fikriye Hanım’ı nereden tanıyordu, en ufak bir fikrim yoktu. Ancak kendisine Fikriye Anne diye sesleniyordu.

Gün Hanım’ın anlattıklarından da iflah olmaz bir hayvansever olduğu anlaşılıyordu. Cihangir’de oturuyor, resmin yanı sıra yazmayı da seviyordu. O gün çok güneşli olmasına rağmen, sadece 1 gün önce kar kış kıyamet olduğu için, sokak kedilerine mama vermiş, sevgi arsızı bir iki tanesini ise kucağına oturtup sevmişti. Onun için gelir gelmez banyoya, ellerini yıkamaya gitmişti. Banyodan çıkıp, mis kokulu çaylarımızı servis ederken, fermuarının açık kaldığını farkettim. O narin yapısıyla tezat yaratan bu görüntüyü, kısa bir süre sonra kendisi de farketti, hemen mutfağa gidip dükkanın kepenklerini indiriverdi.

Tatlı tatlı geçen gün otobüste başına gelenleri anlatmaya koyuldu. Merakla dinliyor, ama “Bu insanlar bana karşı niye bu kadar iyiler?” yankısını kafamdan atamıyordum. Belli ki ilk defa izin koparıp birlikte gezmeye çıkmış genç bir çiftten bahsetmeye başladı. Otobüste yanyana dizdize gözgöze oturan aşıklar, Gün Hanım’ın otobüse binmesiyle toparlanmış, erkek olanı hemen ona yer vermişti. Delikanlı ayakta, genç kız oturarak gözlerini kesiştirerek sevgilerini birbirlerine akıtmaya devam etmişlerdi. Gün Hanım  hayranlıkla onları izlemiş, inerken de “Birbirinizi hep böyle sevin” demişti. Hikayenin burasında kıkıkır kıkır gülmeye başladı. Allah’ın yaşlı bir kadınının nasihatinin, başında kavak yelleri esen 2 gence ne kadar da komik geleceğini düşünüp düşünüp gülüyordu.

Ben de güldüm. Gülerken, kafamın içinde cirit atan “Bu insanlar bana karşı niye bu kadar iyiler?” sorusunun sol yanındaki boşluktan “Bunu bloga yazabilirim” düşüncesi geçiverdi.

Birden ciddileşti. Otobüs deyince 10 Temmuz 1998’de Mısır Çarşısı’na gitmek için bindiği, daha sonra uyku bastırdığı için inip eve gidip uyumayı tercih ettiği otobüs anısı gelmişti aklına. O uyku hali, onu korumuştu. Çünkü uyku bastırmayıp otobüsten inmeseydi, Mısır Çarşısı’na gitmiş Pınar Selek’in yaptığı iddia edilen patlamanın tam ortasında kalmış olacaktı ve biz de bugün o masada sadece 4 kadın çay içiyor olacaktık.

Pınar Selek

Laf bu sefer uyku ve rüyalara gelmişti. Fikriye Hanım önemli siyasi dönemeçlerin hemen öncesinde gördüğü rüyalardan bahsetti. 12 Eylül’ün, 27 Mart’ın, Özal’ın gelişinin habercisi rüyalarından. Gün Hanım da gördüğü fakat anlatmaya korktuğu bir rüyanın varlığından bahsetti. Son 4-5 yıldır sanırım, rüyalarını düzenli bir şekilde yazan Figen’in bu konuda anlatacağı çok şey vardı. Kısa bir süre önce Servet Derya Değerli için tasarladığı Rüya Olumlama Kartları’ndan da bahsetti. Ayşe biten çaylarımızı doldurdu. Ben anlatacak bir şeyler aradım, bulamadım. Beni esir almış olan “Bu insanlar bana karşı niye bu kadar iyiler?” sorusu anlatacak bir şey bulmama engel oldu.

Sonra Gün Hanım bizim için meyve soydu, hepimize servis yaptı. Çayın ve karbonhidrat ağırlıklı yediklerimizin üzerine vitaminimizi de aldık.

Ayşe, Gün hanım  ve ben masayı toplamaya başladık. Figen Fikriye Hanım’la derin bir sohbete daldı. Onlar sohbet ederken seramik fincanlarımız, tabaklarımız ve gümüş çatallarımız yıkanıp yerlerine geri kondular.

Figen’in bakışlarını yakalayıp, benim gitmem gerektiğini fısıldadım. O ve Ayşe biraz daha kalacaklardı.

Fikriye hanım’a çok teşekkür edip, ayrılmam gerektiğini söyledim. Ayşe de, Gün hanım da Fikriye Hanım da sarılıp öptüler. Bu insanlar bana karşı niye bu kadar iyilerdi?

 “85’in üzerindeyim, köşemde oturayım” filan demeden Fikriye Hanım evsahibi olmanın ağırlığıyla beni apartmanın merdivenlerine kadar uğurladı. Elime reiki ile ilgili bir cd tutuşturdu. O zaman niye orada olduğumu hatırladım. “Reiki 2 için geldiğinde, bundan 5 kopya getirirsin” dedi.

Minnettar ve şaşkın el salladım. Bu insanlar bana karşı niye bu kadar iyilerdi?

Kendi kendime kızdım. O huzurun içinde kendi kendimi huzursuz edişime kızdım. Orada geçirdiğim sürenin bir saniyesinde bile sıkılmamıştım. Herkes çok iyiydi. Herşey çok keyifliydi. Yine de kafamdan “Bu insanlar bana karşı niye bu kadar iyiler?” sorusunu atamamıştım. Karşılığında benden hiçbir şey istemeden 3-4 saatlerini benimle geçirmelerine, benimle yiyip içip sohbet etmelerine, bu esnada yüzlerinden gülümsemeyi hiç eksik etmemelerine bir türlü anlam veremiyordum.

“Yuh olsun Esra ‘Belki de Fikriy’anım bugün 5 çayını yalnız yudumlamak istememiş’ deyip keyfini çıkartmayı beceremedin ya, yuh olsun sana” dedim kendi kendime.

Saate baktım, bu sefer de kızımı okuldan almaya gecikişime huzursuzlandım. Yeni bir huzursuzlanma konusu bulduğum için kendimle müthiş gurur duydum.

———————–

Şaşıracaksınız ama reiki serisi burada bitti. Dağılabilirsiniz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s