2012, Haydi hazırız; artık gelebilirsin!


Bizde ağaç mağaç yoktu. Geçen sene okuldan aşırıp, kızların gönüllerini yaptığım ağacı okula geri götürmüş ve bana göre çok büyük bir döküntüden kurtulmuştum.

Gelin görün ki, komşunun tavuğu komşuya kaz görünür sözünü unutmuşum! Alt komşunun en ışıklısından bir ağacı olunca, bizim kızlar da miyavlamalar başladı. Tam o sırada yengem demesin mi, “Bizde bir ağaç var Esra kurtulmak istiyorum. Süsleriyle filan alsana.”

Alsana demesine rağmen geçen hafta sonu eve kadar getirdiler. E kurmak kaçınılmaz oldu artık.

Aynı gün bizim kızlar ve komşu kızı, 3’ü taburelere ine çıka, oflaya tıslaya ağacı donattılar. Her taraf kırpık kırpık yaldız oldu, ne gam?

Sonra evde kutular bulup, altına çakma hediye paketleri koydular (resimde gördüğünüz koca paketler gerçek hediye değil anlayacağınız); üzerlerine “2012 kutlu olsun” yazdılar. Ama ağacımızın ışıkları eksikti, geçen seneki ışığımız sizlere ömür olmuştu.

Onu da dedeye dökülen bir kaç damla gözyaşıyla hallettiler. Şimdi ışıl ışıl bir yılbaşı ağacımız var.

Bununla yetinmediler tabi, bu pazar misafirsiz kalınca hemen kadrolu misafirimiz komşu kızı çağrıldı. Kartonlar özenle kesildi, yapıştırıldı. Pamuklar sanki birer kar tanesi gibi gelişigüzel serpiştirildi. Alt kısma bir çam ağacı, bir kardan adam yerleştirildi. Bir tek kızakta Noel baba’mız eksik, o da yapım aşamasında 31’ine doğru camdaki yerini alır!

Camın sağ kanadında, en tepedeki kuyruklu yıldızı görüyor musunuz? Onu Ayça yaptı. Epey bir tartıştılar. Olurdu olmazdı, sonunda koyuldu. Kayarsa dilek tutacağız!

Ne yalan söyleyeyim, kırpıntı, kalabalık filan dedim ama; insanın içini açıyor, heyecan dolduruyor  ışıl ışıl. (Resim pek ışıl ışıl değil tabi, ne de olsa resim konusunda iddiam yok, idare ediverin.) İyi ki yapmışlar.

 

Bu arada anlatmadan geçemeyeceğim, dün eve erken geldim. Ela yanımda ödevini yapıyor, ben de havuç rendeliyorum salata için. Kadrolu kızımız arayıp, gelip gelemeyeceğini sordu. Durumu anlattım, Ayça’yla oynarsınız sonra Ela size katılır dedim.

Ama o geldikten sonra durum hiç öyle olmadı. Ödev şişirildi, hemen mutfakta hamaratlığa geçildi. Biri havuç rendeledi, biri limon sıktı, biri puding yapmaya kalktı!Fena çalıştırdım hepsini yani.

Puding henüz pişmiş ve kaselere dağıtılmıştı ki, minnoşu annesi çağırdı. O da “anneme söyleseydim marketten puding alsaydı” diye ağzının içinde bir şeyler geveledi. Bunayürek mi dayanır? Sadece 4 kase çıktığı için, kaselerden sadece birini onunla gönderebildim. “Bunu ye, o kadar emeğin var” diye.

1 saat kadar sonra kase geri geldi, içinde poğaça ve kekle…

Bir nevi evcilik oyununa mı başladık ne?

 

Reklamlar

4 thoughts on “2012, Haydi hazırız; artık gelebilirsin!

  1. Dün akşam bulaşıkları makineye yerleştirip salona girince bir de baktım ki bizim ağaç da kuruşmuş. Her bir şeyi de tastamamdı. Yanıp sönen ışıkları dahil. Dediğin gibi, evin havasını değiştiriyor, insanın içini açıyor.

  2. Bu görüntü, benim içimi halen senin tontoşlar kadar heyecanladırıyor saklayamayacağım, ayrıca çokta iyi iş çıkarmış bıcırlar.

    Kasede kek poğaça bana kazanı tencere doğuran Nasrettin Hoca hikayesini anımsattı. Yeni komşuluğun kutlu ve mutlu olsun bunun ardı arkası kesilmez artık sen bugünden kabullenişe başla derim :O)
    Sincosh selamlarımla,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s