Bayram münasebetiyle


Adettendir, “Ah nerede o eski bayramlar!” desem, gerçek hissim bu değil. Çünkü her dönemin bayramı benim için ayrı güzel.

Çocukken; kuzenlerle bir araya gelmek, çikolata, şeker, lokum yiyip, harçlık almak demekti.

Lisede filan bayramlarda tatile gitme modası başlamıştı, aileyle kaçamak yapmak demek haline geldi.

Üniversitede ve sonrasındaki çalışan bekar döneminde; kah daha salaş ama popüler tatil yörelerine, kah yurtdışında gidilmemiş yerlere gitmek demek oldu.

Evliliğin ilk yıllarında çift tatillerine hızlı bir geçiş yapıldı, çocukla birlikte de bayramın anlamı keskin bir u dönüşü yaptı; yani annelerin biriyle bayram kahvaltısı etmek, diğeriyle bayram yemeği yemek…

Hafızamda bayramla ilgili kakarakikirilerimi yoklarken, evliliğin ilk yıllarında arkadaşlarla kalkıştığımız Altınoluk tatili aklıma geldi. (Gerçi tatil denir mi bilmiyorum, macera demek daha doğru belki de) Galiba Nisan ayıydı, yani havalar henüz ısınmamış, güneş olmasına rağmen buzzz gibiydi.

Altınoluk’ta bizim sülaleye ait bir evimiz var. Şaşırmayın sülaleyi gerçek anlamında kullandım, her yaz tatilinde anneannem, dedem ve teyzem eşliğinde tüm kuzenler 3 ay boyunca bu eve demir atardık. Biz çocuklar, denizin, eğlencenin tadını çıkarırken teyzeciğim de durmadan bize, biz yetmiyormuş gibi eve doluşturduğumuz arkadaşlarımıza yemek, içmek hazırlar-annemizin eksikliğini aratmazdı. Herkes büyüyünce o eve giden gelen sayısı azaldı, kimse gitmeyince de bakımsız bir yer haline geldi.

İşte biz hangi akla hizmetse 8 arkadaş o Nisan ayında, o eve gittik. Sabahları Asos, Küçükkuyu, Yeşilyurt dolaştık, akşamları da battaniye altında çekirdek çitleyip, sahlep içip Yunan Televizyonu ya da TRT1 seyrettik. Bir kere acayip soğuktu, evde ısınma düzeneği olmadığından, hepimiz salonda yatıp, kalktık. Diğer odaları hiç kullanmadık. Salonda 4 tane çek-yat ya da kanepe vardı. Hepsinin de ayrı birer falsosu; biri en geniş ama, en cam kenarı olabıydı. Rahat yatmana rağmen, camdan fena soğuk geliyordu; diğeri çok korunaklı bir yerdeydi ama daracıktı. Birisi korunaklı, orta genişlikte fakat mutedil dalgalıydı, bir diğeri de boydan kısaydı!Tam 4 gece kaldık, 2’şerli, her gece dönüşümlü olarak farklı birinde yatarak hepsini deneme şansına(!) sahip olduk.

Türlü uyku seslerinin, horultuların yükseldiği, kikirdemekten zar zor uykuya daldığımız koğuşumuz, sabah ilk uyananın kalk borusuyla hemen kahvaltı düzenini alıyordu. Hemen o dakika kızlar mı hazırlayacak, erkekler mi tartışması başlıyordu. Erkeklerin hazırlaması hiç bir zaman hayrımıza olmuyordu, çünkü arkalarında yaptıklarından daha büyük bir iş bırakıyorlardı! Arkadaşlardan biri Swissrösle yapacağım diye soğanlarla lavoboyu tıkadı mesela. Arkasından tıkanmış deliği temizlemek de kızlara düştü.

Bayramın ilk sabahı, öpüşüp bayramlaşmayı atlamadık tabi. Tuvalet ve sular da buz gibi olduğundan, beyler tıraş olmaya tenezzül bile etmediler.  Bir tanesi hariç, baktık o öpüşeceğiz diye sinek kaydı tıraşını olmuş, aftershave’ini sürmüş mis gibi geldi. Diğer erkeklerden de beklentiyi artırdığı için bayağı bir laf yedi ama.

Kokuşacak değiliz, (gerçi o soğukta ne kokması?) diye bir gün hamama gitmeye karar verdik. İlk önce oraların meşhur Afrodit hamamını aradık bulduk. Üstelik çamurlara gire çıka. Bulduk ama, Afrodit hamamı suyun içindeki minerallerden mi ne, oksitli demir görüntüsünde su birikintilerinden ibaret, temizlenmekten çok pislenirsin hissi yaratan bir hamam. Oda dedikleri yerler de yıkık dökük yerler. Sadece medeniyetten uzak kalmaya meraklı Alman turistlerin geleceği bir yer.

Biz de Güre kaplıcalarına yollandık bu sefer, orası da ahım şahım değil, ama en azından alıştığımız hamam görüntüsünde kurnalı murnalı bir banyo. Hepimiz birersaatliğine birer oda kiraladık. İlk biz çıktık sanırım yanaklarımız pembe pembe, fazla buhara gelemiyoruz çift olarak.  Ben herkese açık alanda saçımı kuruturken sırayla diğerleri çıktı. Bir çiftimiz hala eksik, halbuki çoktaan bir saat oldu. Biz acaba kötü bir şey mi oldu diye meraklanırken, görevli bunların kapısını yumruklamaya başladı. Neyse onlar da sonunda pek mesut bir şekilde pambık gibi çıktılar. Saati farketmemişler, n’apsınlarmış, yıkanıyorlarmış, Allah Allah’mış?

Bir gün de Küçükkuyu’daki zeytinyağı fabrikasını dolaştık. Fabrikayı işleten aile, arkadaşlarımızdan birsinin tanıdığıydı. Dolayısıyla o akşam onların sıcacık evine yamandık. Rahat rahat tuvaleti kullandık, donmadan elimizi yıkadık, sıcacık evde tek kat kıyafetle salındık… Mutluluğumuzu görmeliydiniz. Sonra kös kös buz evimize döndük.

Daha bir çok kare var, hatırladıkça benim yüzümü güldüren, ama burada anlatınca o kadar da komik gelmeyecek. Bu yüzden başlıklarla da olsa yazmak istedim-unutmamak için. Mesela sabah 4 kız otomatiğe bağlamış olarak, senkron şekilde çatlamış ellerimize kremlenme faslımız. Mesela evlenmesini beklediğimiz yazlık arkadaşımın yanında bambaşka bir kızla bayram ziyaretimize geldiğinde dedikoduyu hiiç sevmeyen beylerin gözünde beliren soru işaretleri, yol boyu mola verip yediğimiz ayran, tost, iskenderler, s’si peltek peltek söylenen Assos, “bir kahve bir de kurabiye” istemeler, seferi iptal oldu mu olmadı mı diye telaşlandığımız Bandırma-İstanbul feribotu…

İyi ki yapmışız. Zaten böyle bir macera da ancak o yaşta, o konumda yapılır!

Keyfini zamanında sürebildiğimiz nice bayramlara… Geçmiş bayramınız kutlu olsun!

Reklamlar

5 thoughts on “Bayram münasebetiyle

  1. Öööfffff…Çok güzel,boğazımda bir yumru,dolan gözlerimin önünde sevgili anneciğim ve babacığım ve şimdi hepsi kocaman kadınlar ve adamlar olan kuzucuklarımızın o günlerdeki hali(bu kısımda yüzümde sevgi dolu kocaman bir gülümseme var).Güzel bir bayram hediyesi verdin.Teşekkürler Esracığım.

  2. Esracım, Yazını gülerek okudum
    Altınoluk un her köşesi bizim için ayrı bir hikaye dolu, bu yaz gittiğimizde erdemle birbirimize (daha çok ben ona) anlatıp durduk
    Soyunup giyinme derdimiz yoktu
    Pantolonlarımız cildimiz olmuştu
    gittiğimiz evde “sıcak su var, herkes elini yıkayıp ısınsın” diye birbirimize tüyo vermiştik
    Sonuç olarak bir odanın içinde o kadar samimiyete rağmen birbirimizden sıkılmadan, keyif aldığımız harika bir tatil olmuştu
    Aslında senin sevgili eşin baştan ayrı bir odada kalmak istemişti ama sonra nedense fikrini değiştirmişti
    Oradan aldığımız kışlık kıyafetler sonrasında Linda Export o kadar çok para kazanmıştı ki mağazalar zincirine dönmüştü
    Allah sevgili anneannene rahmet eylesin, organizatörümüzün de eline sağlık
    İyi ki yapmışız o tatili

    • Rövanşı Mart’ta London’da:) Onun doğumgünü bunun seneyi devriyesi deme gel. Siz o zamanlar kültür turlarına katılıyordunuz da onun için yoktun:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s