Ankara’nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak


Arkadaşım heyecan içinde aradı. Gazetede bir ilan görmüş, onun için arıyor:  “Antalya Kaleiçi mevkiindeki otellerde yarı fiyatına tatil” ilanını telaşeden “Ankara Kaleiçi mevkii” diye okumuş, pek heyecanlanmış. 

Şimdi diyeceksiniz ki, Antalya’yı Ankara okuyup niye heyecanlanmış? Halbuki 20’li yaşlarımızın en unutulmaz tatilini Ankara Kaledibi otellerinden birinde, adıyla sanıyla Kale Otel’de, geçirdiğimizi bilseniz, böyle şaşırmazdınız!

Ara dönem tatilinde, nereden aklımıza estiyse, bu yakın arkadaşımla Ankara’ya bir gezi yapmaya, karar verdik. ODTÜ’yü, nasıl döndüğüne akıl sır erdiremediğimiz Atakule’yi, o zamanki popüler dizimiz Ferhunde Hanımlar’ın çekildiği yerleri filan gezeriz, şanslıysak pek yakışıklı Tamer Karadağlı‘ya rastlarız dedik.

Aslında Ankara’da benim halam, arkadaşımınsa sanırım amcası ve yurtta kalan bir kuzeni vardı. Yani kalacak yer arasak var. Ama macera arayışında olduğumuz için, Amerikalı AFS’li kız kardeşimden bana kalan Türkiye’yi de tanıtan “Europe through the back door” isimli kitabın Ankara için önerdiği otellerden birinde kalmayı daha uygun bulduk.  O zamanlar internet daha çok yeni, Google filan yok. Öyle “Ankara otel “ yazıp arama yapamıyorsun.

Kitabımız, bütçesi kısıtlı turistlere yönelik olduğu için, zaten öyle yüksek bir beklentimiz yok, ama tabi güvenli olması önemli.  Ankara’nın Ulus semtinde Kale Otel! Ne kadar kötü olabilir ki? İster istemez Ulus deyince aklımıza İstanbul’daki Ulus Semti, süper boğaz manzaralı Ulus Parkı, Akmerkez, Robert Kolej, Ulus’taki sosyete pazarı filan geliyor….

Maalesef Ankara’nın Ulus’unun İstanbul’un Ulus’uyla uzaktan yakında alakası yokmuş! Ankara’nın Ulus’u pavyonu bol, kadın ticaretinin, uyuşturucu ticaretinin yoğun yaşandığı karanlık bir semtmiş.  Ya da belki o zamanlar öyleydi. (Yazıyı yazarken Kale Otel’in web sayfasına bir göz attım da, otel hala var. O zamana göre odalar da daha düzgünce) Bunu sabahın kör karanlığında tren garından bindiğimiz EGO otobüsüyle maceralı bir biçimde Altındağ varoşlarını aşarak ulaştığımız anda aslında anladık. Artık cahil cesareti mi dersiniz, plana sadakat mi dersiniz, yoksa basiretimizin bağlanması mı; paşa paşa otelimize girişimizi yapıp, eşyalarımızı bırakıp-ODTÜ’ye yollandık. ODTÜ’ye girişimiz, orada yaşadıklarımız ayrı macera. Akşam bir şeyler atıştırdık, otel odasında içmek üzere boza alıp (keyfe bak!), Kaya Otel’imize yollandık. Girişte aynı Türk filmlerinden aşina olduğum sahne yaşandı, yemin ediyorum. Anahtarı almak için resepsiyon(umsu)ya yöneldiğimizde hemen resepsiyonun yanındaki boşlukta bekleşen kara yağız yurdum erkekleri , öyle mal mal (hayran hayran mı demeli?) bizi seyre koyuldular. Ya da bize öyle geldi.

Neyse biz hiç pas vermeden, hatta ne pas vermesi, gözümüzü yerden ayırmadan, odamıza çıktık. Oda dediğimiz yerin kapısı, bildiğiniz evlerdeki oda kapısından. Hani 3’te ikisi ahşap, üçte birlik kısmında da içerideki tüm hareketi deşifre eden buzlu camlı kapılardan. Kilitlenebiliyor, ama birisi yüklense hooop içerde. Zaten dışarının tüm ışığı, gürültüsü filan halihazırda içeride.

Keçeleşmiş ve nemli battaniyeleri kaldırdık, az kullanılmış çarşafın üzerine, sanırım paltomuzla filan kıvrıldık. Tüm bu hayal kırıklığına rağmen, keyfimiz yerinde, kikir kikir gülüyoruz halimize. Boza kafa mı yaptı ne? (Gerçi ben o dönem boza içmiyordum. Bkz: https://kakarakikiri.wordpress.com/2011/08/03/boza-mayali-bir-icecektir-ve-maya-kabartir-kabartir-kabartir/ Arkadaşım boza içti, ben leblebilerini yedim.

O gece, uyuduk mu, uyumadık mı hatırlamıyorum. Ama sabah ilk işimiz, pılımızı pırtımızı toplayıp Ulus Postanesi’ne yollanmak oldu.  (Daha cep telefonu yeni çıkmış, takoz büyüklüğünde ve sınırlı sayıda kişide var.) Ankesörlü telefondan halamları aradık, “açın koynunuzu biz geldik” dedik.

Halamla kuzenimi gördüğümde neredeyse ağlayacaktım. Zaten kendimi evlerine bir attım, 2 gün ateşler içinde yatmışım. Oh be, sabun kokulu nevresimler, aydınlık bir oda, sıcacık yemekler, gülümseyen yüzler!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s